BİR günün haberlerini yorumsuz olarak alt alta dizelim:
**Varan 1:**
Ömer Lütfi Topal cinayetine karıştıkları iddiasıyla yargılanan özel tim mensupları serbest bırakıldı.
***
**VARAN 2:**
Ankara'da yapılan gösteri sırasında basın mensuplarını copla döven ve yerlerde sürükleyerek yaralayan polis memurları, "**görevlerini yaptıkları**" gerekçesiyle suçsuz bulundu. Televizyon ekranlarına yüzlerce kez yansıyan coplu dövme sahnelerine rağmen, cop kullanılmadığı, elle müdahele edildiği karara bağlandı. Gözünüze mi inanacaksınız, mahkemenin kararına mı?
Elbette mahkemeye!
**Varan 3:**
Metin Göktepe cinayetine karıştığı öne sürülen polisler hakkında tutuklama kararı veren hanım yargıç sürüldü ve hakkında soruşturma açıldı.
***
BİRAZ da geçtiğimiz günlere bakalım:
Milletvekili dokunulmazlığını sınırlandırmayı öngören Anayasa değişikliği önerisi Meclis'te reddedildi.
Başbakan **Mesut Yılmaz**, Susurluk konusunda tıkandıklarını, MİT'ten bile bilgi gelmediğini açıkladı.
Kresendoyu oluşturan cümlesi şöyle: "**Bilseydim bu işe girmezdim!**"
Bravo!
***
BUNA karşılık **Manisa**'da işkence gören, baskı altında ifadeleri alınan çocuklar 2.5 yıl ile 12.5 yıl hapse mahkum edildiler. Yargıtay Başsavcılığı bu cezaların artırılmasını istedi.
***
**Radikal** gazetesinin haberine göre öğretmen **Bedrettin Şen**, slogan attığı gerekçesiyle Ankara DGM tarafından 28 ay hapis ve 233 milyon lira para cezasına çarptırıldı.
***
BU örnekleri çoğaltmak mümkün.
Biz buyuz!
**Peki bu rejimin adı ne?**
Görünmeyen bir elin düzenlediği bu uygulamaya, bu kararlı tutuma ne ad takacağız?
**Bu soruya siz cevap verin!**
**Ama içinizden!**
Çünkü kazara rejimin adını olduğu gibi söylerseniz sizin de yakanıza yapışıp, beş on yıl içeri atıverirler.
E mail: livaneli@milliyet.com.tr
