Türkiye’nin son yıllarına egemen olan tartışmaları “siyaset”le açıklamak olanaksız. Bunlar “siyaset” değil “rejim” tartışmaları. Siyasi tartışma, Batı demokrasilerinde gördüğümüz gibi, temel ilkeleri belirlenmiş olan bir ülkenin idaresiyle ve ekonomisiyle ilgili ayrıntılara yoğunlaşır. Bizde ise üç kutba bölünmüş olan Türkiye, siyaseti değil bu ülkenin rejimini tartışıyor. Cumhuriyet’in, yerini İslami ilkelere bırakması vaktinin geldiğini söyleyen kişi Başbakanlık Müsteşarlığı makamında oturuyor. Hiç kendimizi kandırmayalım: Türkiye’de “anormal” bir ortam var. Bu anormal ortam 2002 seçimleriyle bir çözümsüzlüğe dönüştü. Yüzde 34 ve yüzde 19 oy alan iki parti meclisi paylaştı. İki partinin liderlik kadrolarını çok memnun eden “iki partili sistem”, sağı ve solu kilitliyor, Türkiye’deki çok sesliliği önlüyordu. Hem AKP hem de CHP bu işin sonsuza kadar böyle gitmesinden çok memnun olacaktı. Çünkü liderler için sağda ve solda rakip kalmamıştı. Ama hayat siyasi planlara göre ilerlemiyor. Kaynayan bir tencerenin kapağını ne kadar büyük bir güçle kapatırsanız kapatın, basınç sonunda kapağı fırlatıp atacaktır. Birçok yurtsever, akıllı insan yıllardan beri bu kilitlenmişliğe bir çare arıyor, değişik formüller üretiyor. Bu formüllerin en gerçekçisi önümüzdeki günlerde siyaseti kökünden sarsacak gibi görünmekte: Bülent Ecevit’in geçen hafta yaptığı açıklama Türkiye’nin geleceğini biçimlendirecek kadar önemli bir gelişmenin ipuçlarını veriyor. Cumhuriyetçi aydınlık kadroların Yılmaz Büyükerşen başkanlığında toparlanarak seçimlere girmesi, kime oy vereceğini bilemeyen milyonlarca laik, demokrat, ilerici insana önemli bir seçenek sunabilir. Zaten kurtuluş da burada. Hiçbir rejim zorlamasına girmeden, demokrasiyi zedelemeden yeni seçenekler ortaya çıkarmakta. Unutmayalım ki AKP kısa bir süre içinde örgütlenerek iktidara gelmeyi başardıysa, bu ülkenin laik güçleri de aynı beceriyi gösterecek güçtedir. Bütün sorun, kilitlenmişliği aşabilmek ve kitlelerle kucaklaşabilecek bir aydınlık ittifakı sağlayabilmek. Bu konuda Ecevit’in girişimi, Yılmaz Büyükerşen ismi ve adres doğrudur. Eğer bu geniş birliktelik sağlanabilirse, önümüzdeki seçimler, bütün dünyayı şaşırtacak kadar büyük bir iktidar değişikliğine yol açabilir, rejim tartışmalarına son verebilir ve bu ülkenin üstüne çöken kara bulutları dağıtabilir. Ne demişti Nazım: “Umut tükenmez – umut insanda!”