Cami cinayet ve linç! Bu üç kelimeyi yan yana getirmekte güçlük çekiyorum. Cami bir huzur yeri değil mi? İnsanların gönüllerini açarak dua ettikleri ve yaratıcılarıyla baş başa kalmaya çalıştıkları bir mabette nasıl cinayet işlenir? Hadi cinayet işlendi diyelim, “Allah’ın evi”nde nasıl linç meydana gelir. Bunları anlamak imkânsız. Türkiye’de bazı çevreler dini çoktan beri sevgi, gönül ve dayanışma zemininden çıkarıp bir öfke patlamasına dönüştürmüştü. Şimdi de bir linç olayına imza atmış bulunuyorlar. Zaten inançla öfkeyi yan yana getirmekte hep zorlanmışımdır. İstanbul’un ve bazı Anadolu şehirlerinin dini ağırlığa sahip semtlerini gezdiğim zaman ilk dikkatimi çeken suratlardaki öfke olmuştur. Takkeli, sakallı yaşlı adamların yüzündeki öfke hep şaşırtıcı gelmiştir bana. Çünkü ben bu öfkeyi hacı dedemin, mütedeyyin babamın, dindar akrabalarımın yüzünde görmedim. Tam tersine bir huzur, anlayış, höşgörü ve bağışlama havası sezdim. Ailemin beni götürdüğü bayram namazlarında da öfkeli insana rastlamadım. Camilerin o “uhrevi” havasını tanıdım. İşte benim başından beri, Türkiye’deki bazı dinci ve siyasal hareketlerde anlayamadığım şey budur. Dinle öfkeyi, linci, adam öldürmeyi, toplu olarak yalan söylemeyi, takiye yapmayı nasıl becerebiliyorlar? Yalan söylemek diyorum çünkü işin içinde toplu bir yalan da var. Cemaat imamı öldüren katili linç ediyor, sonra da polis “adamın başını mihraba vura vura intihar ettiği” yönünde zabıt tutuyor. Yani hem suçu işleyenler yalan söylüyor hem de polis bile bile bir linci örtbas etmeye çalışıyor. Neresinden bakarsanız bakın, korkutucu. Polis hangi görev bilinci, hangi ahlak, hangi adalet duygusuyla böyle bir rapor düzenleyebiliyor? Namaz kıldıktan sonra birini linç eden cemaat, nasıl oluyor da sahte rapor tutturarak yakalarını bu işten sıyırmaya çalışıyor. Bu insanlar; Allah’ın her yerde hazır ve nazır olduğunu, her şeyi gördüğünü ve bildiğini dillerinden düşürmezler. Peki o zaman bir sahte raporla nasıl hesap verecekler? Allah’a da ellerindeki sahte zaptı mı gösterecekler?
Bütün bu olaylar ortaya çıkarıyor ki dinci hareketlerin Allah’la, kitapla, dinle ve gerçekten inanan insanlarla hiçbir ilgisi yoktur. Bunlar örgütlenerek siyaset yapan, ülkenin rantını yemeye çalışan ve hiçbir inancı olmayan gözü kara gruplar.
