Cumhuriyet devrimlerine baktığımız zaman, hepsinin birer üst yapı devrimi olduğunu görürüz. Dil, giyim kuşam, yurttaşlık anlayışındaki köklü değişiklik, kadın hakları, eğitim sistemi, hatta müzik. Bütün bu alanlarda yapılan köklü değişikliğin amacı “cumhuriyetin yeni insanı” nı yaratmaktı. Giyimiyle, düşünüşüyle, alfabesiyle, dinlediği müzikle, kullandığı kelimelerle Osmanlı alışkanlıklarından sıyrılmış bir yeni cumhuriyet insanı. Bu, tam anlamıyla bir kültür devrimiydi. Çünkü Mustafa Kemal Atatürk, bütün büyük devrimciler gibi, devrimi sürdürecek olan yeni insanın yaratılmasında, kültürün ne kadar büyük bir yer tuttuğunu biliyordu. Ve İktisat Kongresi gibi bazı uygulamalar dışında, bütün gücünü kültürel yönlendirmeye çevirdi.Bir kültür ihtilali yaptı.Bu nedenledir ki 75 yıl sonra, Cumhuriyet Devrimi adına milyonlarca kişi sokakta yürüyor. Atatürk eğer Osmanlı İmparatorluğu’na son veren politik gelişmeleri basarsa ama halkın kültürünü değiştiremeseydi, bugün Cumhuriyet’i ve onun liderini savunan milyonlarca kişi bulamazdınız.
Bir toplumda kültürün ne kadar önemli ve belirleyici olduğunu bilen Atatürk gibi bir liderden sonra ve özellikle çok partili rejimle birlikte, bu politikadan vazgeçildi. Tam tersine, popülist politikalar benimsendi. Bugün ise, ülkeyi yönetenler bir konuyu düşünmüyor bile. Atatürk’ün kültür ihtilali yarım bırakıldı. Hatta tersine çevrildi.Kanıt mı istiyorsunuz. 75’inci yıl kutlamalarında, büyük meydanlara kurulan sahnelerde arabesk feryatları dinleyip, atılan göbekleri hatırladınız mı? Atatürk döneminde böyle bir şey mümkün müydü?
Arabesk, Türkiye’nin altının oyuluşunun ve Atatürk’ün kültür ihtilalinin tersine çevrilişinin en büyük simgesidir.Ne yazık ki ülkenin yöneticileri de giderek arabeskleşiyor ve bazı medya kuruluşları durmadan bu anlayışı pompalıyor.Yeni kuşakları, arabeske teslim olmuş insanlar olarak yetiştiriyor.Sanki gizli bir el, Atatürk kültür devrimini tersine çevirmek için sistemli bir uğraş vermekte.
Kurtuluş Savaşı’ndan sonra büyük bir kültür mücadelesi verilmeseydi, bugün Türkiye’de varlıklarıyla övündüğümüz milyonlarca aydınlık insanı bulamazdık. Bu kuşakları o kültür anlayışı yetiştirdi. Şimdi ise çocuklarımızı nihilist, kaba, vahşi, değer bilmez canavarlar olarak yetiştirmeye çalışıyoruz. İlkokul çocuklarına sevdiği kadını öldürmekle tehdit eden, yakan yakılan, silah övgüsü yapan şarkılar dinletiyoruz. Sonra birkaç genç yaratık, ormanda bir genç kadını tecavüz ederek öldürdüğünde gözlerimizi hayretle açıp “Nereden çıktı bunlar?” diyoruz. Atatürk kuşakları hangi kültürel yapıdan çıktıysa, bunlar da onun tam tersinden çıkıyor işte.
