Antalya’nın efsanelere konu olan Lara sahilinde Concorde uçağı biçiminde bir büyük otel.Zaten adı da Concorde.Müthiş bir titizlikle, her ayrıntısı düşünülerek yapılmış güzel bir bina ve müthiş bir servis.Capri’de, Sardunya Adası’nda olsa, odası 500-600 euro’ya satılacak ve yer ayırtmak için aylarca sırada beklenecek bir tesis.Gelin görün ki bu yatırım Türkiye’de yapıldığı ve bu ülke de yıllardan beri çok kötü yönetildiği için otel odaları Batı’daki benzerlerinin onda biri fiyatlara satılıyor.Hem de her şey dahil sistemiyle.Turistler sabahtan akşama, akşamdan sabaha ellerini hiç ceplerine atmadan yiyip içiyorlar.Oda servisi bile bedava.Yani bedava bir yeryüzü cenneti.Bu yüzden akıllı yabancılar arasında gelip kışı bu otelde gününü gün ederek geçiren bile var.Almanya’da harcayacağı paranın daha azıyla, bu yeni otelde ömür boyu göremeyeceği bir lüks içinde yaşıyor.Yazık değil mi?Yazık ki ne yazık!
Otelin dev balo salonunda bir fuar.Konyalı bir deri-ayakkabı-çanta firması Anadolu’daki dükkân sahiplerini otelde toplamış, mallarını sergiliyor, sipariş topluyor.Fuarı gezdiğiniz zaman mal ve çeşit bolluğuna şaşırıp kalıyorsunuz.Kadın ve erkek ayakkabıları, el işçiliğiyle hazırlanmış çantalar, baş döndürücü bir çeşit zenginliği.Fuarı düzenleyen firma sahibiyle sohbet ediyorum.Bu kadar değişik malın nerede üretildiğini soruyorum.”Çin’de” diyor.- Hangileri Çin malı?- Hepsi!- Yani burada hiç yerli malı bir ürün yok mu?- Yok, bir tane bile yok! Tümü Çin’den geliyor.Hayretler içinde kalıyorum.Belli ki bu mallar kapış kapış gitmekte.Dükkân sahipleri fiyatlardan memnun olmalı ki sipariş üstüne sipariş veriyorlar.Şimdi bu mallar Anadolu’nun her köşesine dağılacak ve evlere girecek.
Bunları görünce alıyor beni bir düşünce.Denizi, kumu, bahçesi, müthiş binası ve enfes servisiyle şahane bir otel, sudan ucuz.Fuarda satılan malların hepsi Çin’den.Peki; bu ülkenin turizmi buna ne kadar dayanacak?Bu ülkenin deri mamul üreticileri, tekstilcileri, ayakkabıcıları, çantacıları bu vahim durumu nereye kadar sürdürecek?Zaten işsizlikten beli kırılmış Türkiye’de milyonlarca kişiye ekmek sağlayan bu sektörler çökerse (ki çöküyor) hızla yoksullaşmakta olan kitlelerle demokrasi nasıl sürdürülecek?Birçok sektörden çığlıklar yükseliyor ama acaba Ankara’da bunlan duyan bir kulak var mı?Çanlar kimin için çalıyor?
Bence bu soruların cevabı açık.Çanlar hepimiz için çalıyor.Makro ekonomik dengeler iyi diyerek halinden memnun görünen İstanbul sermayesi bile, bir süre sonra bu dengesizliğin, bu işsizliğin ve bu 19 milyon yoksulun acısını hissetmeye başlayacak.Çünkü artık bu düzen “sürdürülebilir” olmaktan çıkmış.
