Bizim bir internet ailemiz var. “www.livaneli.net”in forum bölümüne üye olan binlerce genç arkadaş o kadar ilginç konularda yazılar yazıyorlar ki, foruma her girdiğimde yeni bir şey öğrenmenin ya da ilginç bir düşünceyle karşılaşmanın heyecanını yaşıyorum.Son alarak “şiddet” konulu yazılar dikkatimi çekti.Meclis’te “Gençlik ve artan şiddet” konusunda bir araştırma komisyonu kurma teklifime değinen yazılardı bunlar.Birini, biraz kısaltarak sizlerle paylaşmak istedim:
Normal bir gün. Zülfü Livaneli, şiddete karşı önlem alınması umuduyla bir şeyler yapıyor. Ona ilk desteği bugün bir fabrikanın yemekhanesinde, konuşulanlardan duydum. “Şiddet kullananların kafasını kıralım!..”Bu anlamlı tanıklıktan dört beş saat sonra, eve gelirken trafik ışıklarında durdum. Kırmızıda genellikle dururum. Bunun benim için tehlikeli olacağını düşünmem. Ve ne olduğunu anlamadan, yanımdaki ve arkamdaki arabadan inen üçer adam birbirine girdi. Silah olarak sadece bıçak çekildiği için, sakınmam gereken kurşunlar filan uçuşmadı havada.Zaten yeşil yanana kadar, araya girenler olayı yatıştırdı. Taraflar barıştı. Yeşil yanınca iki araba da beni geçti. (…)Yakınlardaki arkadaşımıza ziyarete gitmiştik bir akşamüstü. Arkadaşımız bir şirkette müdür yardımcısı.Oturdukları apartmanın yedinci katındaki dairede sıkıntıyla biraz daha zaman geçmesini beklerken, merdivenlerde bağrışmalar duydum. Ne olduğunu merak ettim ama ev sahipleri aldırmadı. Normal seslermiş.Fakat bu defa onlara baskın yapılıyordu. Altı ay kadar önce, arkadaşımın yönettiği bölümde çalışırken, işten çıkarılmış birisi biraz alkol almış da… Hemen barıştılar. Kısa bir sohbetten sonra, işten atılmış olan genç, patronu için üzülmeye başladı. Şirket zor durumda olduğu için gidip içmeye devam karan alındı. Arkadaşımız merdivenlerde, böyle şirketlerde müdür yardımcısı olmanın ne kadar zor bir iş olduğunu anlatıyordu, bağıra bağıra.Neyse, bunu vesile edip kalktık. Dedim ya, büyük bir tehlike atlatmış olduk. Sekiz katil bir binada, üç saat kadar oturup tek katiı evimize döndük, deprem filan olmadan. Yani Allah’ın şiddetine yakalanmadan.Uyumadan önce foruma bir gireyim dedim. Yöneticinin, Zülfü Livaneli’nin Meclis’teki girişimiyle ilgili duyurusunu okudum. Şaşırdım. Normal dışı şiddet yok ki etrafta. Üstelik sorunlar hemen çözülüyor, işler tatiıya bağlanıyor.Biz başka türlü yaşayabilir miyiz ki? Livaneli biraz abartıyor. Maç olduğu günler pencereye balkona çıkmayız; gece yanlan tenha sokaklarda zaten işimiz olmaz. Polislerle de fazla karşılaşmamanın bir yolunu buluruz. Zaten hak arayacak, eyleme gidecek değiliz ya. Hele hapishaneler, yetimhaneler bizi hiç ilgilendirmez. Askerliği de tekrar yapacak değiliz. Öğrencilikten kurtulalı çok oluyor. Eee, sorun ne?Bakmayın, belki biraz ürkek yaşıyoruz bu memlekette ama bazı kolaylıklar da var. Birileriyle tartışırken, olduğunuzdan daha sinirli görünün, elinizi belinize filan götürüp vazgeçmiş gibi geri çekin, kendinizi zor kontrol ettiğiniz izlenimi bırakın, göreceksiniz nasıl da korkacaklar sizden.Çevrenizde çabuk sinirlenen biri olarak tanınmak için gerekeni yapın. Bu konuda kim erken davranırsa o avantajlı olur. Geç kalmışsanız, en iyisi başka bir yere taşının. Hatta mümkünse iş değiştirin.Bir de evde bir silah bulundurun, tamaaam.Şiddet sorununu büyütüp de boşuna canınızı sıkmayın. Haa, Sayın Livaneli, şöyle küçük bir tabanca bulmamda bana yardımcı olur musunuz? Siz de bazen birilerini kızdırıyorsunuz. Gerekli filan olursa, benim de bir tabancam olursa, haberleşiriz…Zafer Köse
