Amerika şimdi Orta Asya'da planlanıp, kendi topraklarında sahneye konacak bir biyolojik savaş korkusuna kapılmış durumda.

Elli yıldır görülmeyen şarbon hastalığından bir kişinin ölmesi ve aynı binada çalışan bir başkasının da aynı mikrobu taşıması, soruşturmaya kriminal bir boyut kazandırdı.

İşin ilginç yanı da American Media adını taşıyan bu yayım binasının, hava korsanlarının daha önce eğitim gördüğü piste sadece birkaç kilometre uzaklıkta oluşu.

Bütün bu veriler biraraya gelince, Amerika artık biyolojik bir savaşla karşı karşıya kaldığından neredeyse emin.

***

Aslında biyolojik savaş denilince yepyeni bir savaş biçimiyle karşılaştığımızı düşünüyoruz ama haklı değiliz.

Tarihte biyolojik savaşlar görüldü.

Hem de bu seferki gibi, Orta Asya kökenli biyolojik savaşlardı bunlar.

Cengiz Han, vebadan ölmüş asker cesetlerini, Viyana surlarından içeri mancınıkla attırmıştı.

Veba, yani kara ölüm!

Dünyayı kasıp kavuran ve milyonlarca kişinin ölümüyle sonuçlanarak dünya nüfusunu azaltan korkunç hastalık.

Cengiz Han, bu hastalığın yayılmasına ça-lışmış ve düşmanlarının ortasına vebalı cesetler fırlatmıştı.

Hafızamın beni yanıltıp yanıltmadığını öğ-renmek amacıyla bu veriyi Erdal Şafak'a sordum. Cengiz Han'ın sadece Viyana'ya de-ğil, Kırım'a da mancınıkla vebalı ceset fırlattığı-nı söyledi.

Şimdi aynı işlevi El Kaide üstlenmiş du-rumda.

***

Herhalde dünyanın en aşağılık savaş biçimi biyolojik savaş. Üstelik yapılması da öyle ko-lay kutucu ama uzmanların söylediğine göre, ko-lay bir iş değil.

Daha önce biyolojik ve kimyasal saldırıları birçok örgüt denemiş ve sadece Tokyo'daki sa-rin gazı saldırısı başarılı olmuş.

Milyonlarca üyesi ve iki milyar dolar parası olduğu bilinen Japon tarikatı bile şarbon saldı-rısını becerememiş, girişimleri başarısızlıkla so-nuçlanmış.

Uzmanlar en az on beş girişimin sonuçsuz kaldığına dikkat çekiyor.

***

İşin bir başka yanı da, El Kaide'nin şimdilik is-tediği ortamı yaratmış oluşu.

Şarbon ya da başka bir biyolojik silah etkili olsa da olmasa da Batı halklarının içine bu isin korkusu düştü.

21. yüzyıla kadar güven içinde yaşayan Amerikan toplumu, artık eskisi kadar rahat de-ğil.

Bu da terör hanesine bir kazanç olarak yazı-labilir.

Zaten bu yüzden NATO Genel Sekreteri Lord Robertson, "Kendimizi kurban psikoloji-sine kaptırmamamız gerekir!" diyor.

Neresinden baksanız zor bir dönem!

Ve ne kadar belalı bir dünyada yaşadığımı-zı, sadece 11 Eylül değil, onu izleyen haftalar daha çok ortaya çıkarmakta.