ATALONYA Uluslararası Ödülü'ne bu yıl Yaşar Kemal layık görüldü. Yazarımız, 16 Mayıs günü Barcelona'da İspanya Kralı Juan Carlos'un elinden alacak bu ödülü.
Şimdi bazı kişiler, Yaşar Kemal'in DGM'de mahkumiyet kararı almasıyla ödülü birbirine bağlayacak ve "İşte gördünüz mü? Türkiye'yi bölmek isteyen Batı, mahkum olan Yaşar Kemal'e nasıl sahip çıkıyor!" diyecek.
Bu bakımdan, işin içyüzünü anlatmak ve kamuoyunu böyle yanıltıcı yorumlardan korumak istiyorum.
YAŞAR Kemal'e verilecek olan ödülün, mahkumiyet kararından hemen sonra açıklanması sadece bir rastlantıdır.
Yaşar Kemal'in Katalonya ödülünün adayları arasında bulunduğunu, hatta en güçlü aday olduğunu aylardır biliyorduk.
Ödül komitesi aylar önce ilişki kurmuş ve durumu bildirmişti.
Hatta Yaşar Kemal, bu dönemde böyle bir ödülün Türkiye'de yanlış yorumlara neden olabileceğini düşünerek, almak niyetinde değildi.
Adaylıktan çekildiğini belirten bir mektup bile yazmış ama göndermeden önce son bir kez benimle tartışmak istemişti.
Ben, çekilme mektubuna şiddetle karşı çıkmış ve Katalonya gibi bir kültür merkezinin, sanatsal kaygılarla vereceği bir ödülü reddetmenin uygun olmayacağını anlatmaya çalışmıştım.
Birkaç gün bunun gerginliğini yaşadıktan sonra Yaşar Kemal'i ikna etmeyi başardık ve mektubu göndermekten vazgeçti.
ÖDÜL jürisindeki isimlere ve daha önce kazananlara göz atınca, işin ciddiyeti ve kısa vadeli politik çıkarlara hizmet etmeyeceği anlaşılıyor:
Katalonya Hükümet Başkanı Jordi Pujol'un başkanlığını yaptığı komitede, büyük bilim adamı ve UNESCO Genel Direktörü Federico Mayor, viyolonsel üstadı Rostropoviç ve Fransız tarihçi Georges Duby gibi uluslararası şahsiyetler bulunuyor.
Daha önce bu ödülü alanlar arasında ise Çek Cumhurbaşkanı, büyük yazar ve düşünür Vaclav Havel, Almanya Cumhurbaşkanı Richard von Weizsacker, okyanusbilimci Jean Jacques Cousteau, Nobel ödüllü fizikçi Abdüsselam ve ünlü felsefeci - toplumbilimci Karl Popper'ı saymak mümkün.
Yaşar Kemal de "Homeros destanlarından, Binbir Gece Masalları'na kadar yayılan yüzlerce yıllık kaynaklardan, Anadolu'da Akdenizle Toros Dağları arasında kalan Çukurova'daki Türk ve Kürt ozan, aşık ve abdalların sözlü geleneğinden yararlanarak oluşturduğu, bir ihtimalle Türkiye'de türünün ilk örneği olan romanlarının üstün kalitesi ve özgünlüğü" gerekçesiyle ödül alıyor.
Ödül gerekçesindeki bu satırlar, pek çok edebiyat eleştirmeninin ulaşamayacağı bir analiz gücünü ve Yaşar Kemal üzerine doğru gözlemleri yansıtmakta.
Bu bakımdan kimse heveslenmesin.
Bu ödül politik değildir.
Çünkü ödülü Cervantes'in ülkesi, Cervantes geleneği hatta bir anlamda Cervantes'in kendisi veriyor.
Hem de, modern romanın babası sayılan Cervantes'in kolunu kesmiş bir ülkenin romancısı alıyor bu ödülü.
Çünkü Yaşar Kemal'in gerçek atası, kol kesen yiğitler değil, kolu kesilen Cervantes'lerdir.
Homeros'un, Cervantes'in, Yunus'un, Mevlana'nın torunudur o.
Kutluyorum!
Zaten Fransızlar "Bütün büyük yazarlar gibi Yaşar Kemal de Cervantes'in geçtiği ulu kapıdan geçiyor" diye yazmamışlar mıydı?
