Dünya Değişirken – Zülfü Livaneli
Bazı politikacılar ve köşe yazarları sık sık, bu ülkede asker ve polis düşmanlığı yapıldığını ve güvenlik kuvvetlerinin maneviyatını bozan yayınlar olduğunu söyleyerek, bu tutumu vatan hainliğiyle eş tutuyorlar.
Türkiye’de asker ve polis düşmanlığı yapıldığı doğrudur ama bu politikacılar ve yazarlar, adresi yanlış gösteriyorlar.
Polise ve askere düşmanlık edenler, onların sandığı gibi yasadışı işlemleri eleştirenler değil, tam tersi ne bu vahşi ve insanlık dışı suçları askere ve polise bulaştıranlarla, bunları koruyup kollayanlar.
***
Asker bizim askerimiz.
Nasıl olmasın ki?
93 Harbi‘nde Ruslara karşı dövüşerek, tek oğlu dışında bütün aile bireyleri ile birlikte şehit düşen Artvinli (yani Livane’li) Yusuf Bey’in sülalesinden geliyorsanız asker sizin askerinizdir.
Katliamdan kurtularak Ahmet Muhtar Paşa‘nın yaveri olan büyük dedeniz Mülazım Ömer Bey, Erzurum’daki Rus işgal komutanını öldürüyor ve bu yüzden yeri değiştirilerek Elazığ redif taburuna tayin ediliyorsa, bu ordu sizin ordunudur.
Eğer kayınpederiniz olan Albay’dan, enişteniz olan Albay’a kadar birçok dost, sevecen ve kültürlü subay tanıyorsanız, bu orduyu seversiniz.
Bu yüzden, orduya kötülük yapmanız mümkün değildir.
Türk ordusuna kötülük yapanlar, ona kara çalanlar, işkence tezgahları kuran ve bedava buldukları halk çocuklarını “Bizde asker çok!” diyerek Güneydoğu dağlarında, gencecik yaşında şehit olmaya mecbur bırakan ve sorumluluğunu yerine getirmeyen politikacının, genç ölülerin sırtından övünmesine fırsat tanıyanlardır.
Türk ordusunun düşmanları, Mustafa Kemal‘in şerefli ordusunu iç politikadaki hesaplaşmalara alet ederek ve çeşitli cunta tezgahları kurarak, 17 yaşındaki çocukları idam edenlerdir.
***
Aynı durum polis için de söz konusu.
Seçim zamanında sürekli birlikte olduğumuz koruma memuru arkadaşları tanıyıp, Necati Bey gibi fedakar, namuslu polislerimizle yakın olunca, onları sevmemek ve takdir etmemek elde mi?
Polis de bu halkın içinden çıkıyor.
Dar gelirli, gecekondularda oturan ve canını her an kurşunlara siper etmesi beklenen garip polisler, belki de bu toplumun en ağır yükünü çekiyor.
Polise kara çalanlar Gazi Mahallesi’nde suçsuz insanları öldüren, gözaltında Metin Göktepe’yi katleden, Manisa’da “her biri cihan parçası” kızlarımıza oğullarımıza işkence yapan, Ankara’da öğretmen coplayan sadistler ve bunları korumaya çalışan amirleridir.
***
Biz ordumuzla ve polisimizle övünmek istiyoruz.
Ama köylülere dışkı yediren, günahsız insanları katleden, işkence tezgahları kuran zalim ordu mensuplarıyla övünemeyiz.
Kendi halkına zulmeden bir polis teşkilatından olsa olsa utanç duyarız.
Bu yüzden ordu ve polis, önce kendi içini düzeltip, adına dünya çapında leke süren sadistleri temizlesin.
Metin Göktepe cinayetinde ya da Manisa‘da olduğu gibi pislikleri örtmeye kalkmasın.
Şeffaf, hukuka saygılı, yurtsever ve adil kurumlara dönüşsün, bakın o zaman kimse ordusuna ve polisine toz konduruyor mu?
Not: Geçenlerde hafızamız bize oyun etmiş ve şair Eşref’in bir dörtlüğünü, Neyzen’e maletmişiz. Affola! Uyarı mektupları yazan okurlarımıza teşekkürler.
