"Ne efsunkar imişsin ah ey didar-ı hürriyet
Esir-i aşkın olduk, gerçi kurtulduk esaretten"
(Ne kadar büyüleyici imişsin ey özgürlüğün yüzü / Esirlikten kurtulduk ama bu kez de senin sevdana esir düştük.)

Yazıyı yazdığım sırada elimin altında kaynak kitap olmadığı için, bu ünlü beyti aklımda kaldığı gibi tekrarlıyorum.
Osmanlı aydınının, ağır istibdat yılları sonunda, özgürlük kavramına duyduğu yakıcı aşk, bu dizelerde yankılanıyor.
Özgürlük aşkına esir düşme benzetmesi güzel bir şiir buluşu.

OSMANLI aydınının özgürlük tutkusu, bizde "demokrasi" aşkına dönüştü.
Herkes, her yerde, her zaman demokrasiden söz ediyor, demokrasinin erdemlerini sayıp döküyor ve her kesim kendi adına daha fazla demokrasi istiyor.
"Cümlenin maksudu bir, lakin rivayet muhtelif" sözü burada geçerli mi?
Yani demokrasi denildiğinde herkes aynı şeyi anlıyor da başka türlü mü ifade ediyor?
Hiç sanmıyorum.
Bana öyle geliyor ki artık herkesin ayrı bir demokrasi tanımı var.
Bu sihirli söze karşı çıkan ve "Hayır, demokrasi iyi bir şey değildir!" diyen olmadığına göre, demek ki demokrasi tanımları farklı.

CUMHURBAŞKANI ve devlet ideolojisi demokrasiyi, büyük ölçüde parlamenter sistemin devam etmesi olarak görüyor.
Bu anlayışa göre, eğer bir ülkede serbest seçimler yapılıyor ve parlamento oluşuyorsa, o ülke demokratiktir.

REFAH Partisi ise demokrasiyi, kendi ideolojik yolculuğunda, son noktaya varana kadar başvurulacak bir yöntem olarak algılama eğiliminde.
Demokrasinin bir araç olduğunu söylüyorlar: Amaçladıkları sistem kurulana kadar, kendilerini kaza ve belalardan koruyacak bir şemsiye...

CUMARTESİ anneleri, insan hakları savunucuları, tutuklu yakınları gibi kuruluşlar demokrasi taleplerini yükseltirken, işkenceye, yargısız infaza, hukuk dışı uygulamalara karşı çıkıp, hukukun üstünlüğü ilkesini ön plana geçiriyorlar.
Bu kesimlere göre demokrasinin en önemli erdemi, insana saygı duyulmasını sağlamak, temel hak ve özgürlükleri güvenceye almak.

SENDİKALAR, demokrasi dediklerinde daha çok örgütlenebilme ve siyasi partilerle ilişki kurabilme özgürlüğünü vurguluyorlar.

MEŞHUR liderlerimizin sözlüğündeki demokrasi ise, ülke için arzu edilecek ama parti içinde hiçbir şekilde çalıştırılmayacak bir kurum.
Demokrasi iyi ama "parti içi demokrasi" cıss!

İŞ alemi demokrasi tanımında buluşurken, daha huzurlu bir ortamda ticaret yapılması ve tüketimin artması boyutunu ön plana çıkarıyor.

ÖĞRENCİLER için demokrasi, harçların kaldırılması ve üniversite kapısında polis tarafından engellenmemek anlamına geliyor.

DOLAYISIYLA bizde "demokrasi" değil, çeşitli "demokrasiler" var.
Ne var ki her şeye rağmen "demokrasi", günümüze damgasını vuran sihirli bir kavram olmayı sürdürüyor.
Ve Osmanlı aydınının hürriyet aşkı gibi, bizi de bir demokrasi sevdası sarmış durumda.