EVİRİYLE uğraşanlar bilir: Yaban-
cı dilde yazılan ya da söylenen
bir cümleyi kelimesi kelimesine
çevirirseniz, ortaya anlamsız bir şey çı-
kar.
Ya da cümleye yanlış anlamlar yük-
lenir.
Avrupa Birliği'nin Apeldoorn'da
söylediklerini de sözcükler bazında de-
ğil, anlam kategorisinde değerlendir-
mek gerekiyor.
Avrupalılar son kararlarıyla bize ku-
cak mı açtılar?
"Türkiye bizim kardeşimizdir. Ara-
mızda medeniyet farkı da yoktur. A-
macımız Türkiye'yi Avrupa Birliği'nde
görmektir." mi dediler.
Hiç sanmıyorum.
Apeldoorn görüşmeleri Türkiye'yi
dışlamak istemediklerini ve Avrupa'yla
bağlarının kopmamasını amaçladıkları-
nı gösterdi.
Ne var ki bunu, Avrupa Birliği üyeli-
ği yolunda atılmış önemli bir adım say-
mak da yanlış.
***
BAKIN Alman Dışişleri Bakanı Klaus
Kinkel ne diyor:
"Şahsen ben Türkiye'nin AB üyeliği
yolunda kalması için her şeyin yapıl-
masını istiyorum."
Bu cümlede iki önemli vurgulama
var.
Birincisi, bu görüşlerin "şahsen" dile
getirildiğinin belirtilmesi, ikincisi ise
"AB üyeliği yolunda kalmak" tanımı.
(Zaten Klaus Kinkel'le Başbakanı
Helmuth Kohl arasında çelişki olduğu
ve Türkiye konusunda farklı düşündük-
leri biliniyor. Apeldoorn toplantısında
bu çelişki iyice ortaya çıkmış oldu.)
***
APELDOORN'da Helmuth Kohl'un
kaba sözleri yumuşatıldı, Türkiye'nin
gönlü alındı ama "AB üyeliği yolunda"
kalmaktan başka bir umut da verilme-
di.
Zaten otuz dört yıldan beri bu yolda-
yız.
"Yavaş giden, amacına ulaşır!" sözü-
ne umut bağlayarak, bu statüde kalma-
ya alıştık.
***
YİNE de Apeldoorn toplantısı, olum-
lu ve ferahlatıcı bir etki yarattı.
Çünkü Avrupa kapılarının iyice yü-
zümüze kapanacağı beklentisi içine gi-
rilmişti.
Apeldoorn, bu kapıyı aralık tutma
kararında olduklarının göstergesi.
***
ASLINA bakarsanız Avrupa'nın Tür-
kiye'yi dışlaması ve başka kamplara it-
mesi pek akılcı bir davranış değil.
Hem gündelik yararlar açısından
böyle bir şey yapamaz, hem de tarihsel
bağlar bakımından.
Türkiye'nin yer almadığı bir Avrupa,
kendi tarihini bile yazamaz.
Zaten kavram olarak "Avrupa", haç-
lı seferlerinin ortaya çıkardığı bir birlik
tanımı.
İlk Avrupa Birliği oluşumu, papazla-
rın kendilerini tehdit eden İslamiyete
karşı kurdukları bir birlik.
İster dost olsun, ister düşman; tarih-
sel harcımız birlikte karılmış.
***
KISACASI Avrupa ile süregelen ilişki-
lerimizde değişen bir şey yok!
Durumu, Ahmed Hamdi Tanpınar'ın
şiirine benzetecek olursak;
"Ne içindeyiz AB'nin ne de büsbü-
tün dışında
Yekpare, geniş bir anın parçalanmaz
akışında"
Sanırım, şairin sezinlediği bu statü
yıllar boyu sürüp gidecek!
