ALİBA kamuoyunun en çok ilgilendiği parti, Cumhuriyet Halk Partisi.
Bu örgütteki her kıpırdanma, her tartışma, her yeniden yapılanma ham-lesi gazetelere yansıyor. Köşe yazarları-mız en çok bu parti ile ilgili görüş belir-tiyor.
Mesela; bir iktidar partisi olan DSP'nin Genel Sekreterini bilmeyen kişiler, CHP'ye ilişkin fısıltı gazetesini sürekli izliyorlar.
Yine DSP'de parti içi demokrasi olup olmadığı sorusunu sormayan, bu partinin niye illerde 149'dan fazla üye-si bulunmadığını merak etmeyen, il kongreleri yapılıp yapılmadığına aldır-mayan yurttaşlarımız, CHP konusun-da son derece duyarlı hale geliyor ve kendilerini de neredeyse gönüllü bir parti müfettişi olarak görüyorlar.
★★★
Basın da CHP'ye epeyce ilgi duy-uyor.
Yalnız bu ilgi kurultay zamanların-da farklılaşıyor: CHP'de temsil edilen değişik grupların, kurultay salonuna, birbirine dargın aşiretler gibi girmesini ve işin sonunda kavga gürültü çıkma-sını ağır bir dille eleştiriyorlar.
Delege ağalığı sisteminin bir sosyal demokrat partiye yakışmadığını vurgu-layarak CHP'nin bu yapılanmadan kurtulması gerektiğini işaret ediyorlar.
Hem de epeyce sert ifadelerle.
Ama aradan bir süre geçip parti, delege ağalığından; bağnazlıktan, böl-gesel ve etnik bazlı fraksiyonlardan arınmaya çalışınca da aynı kişiler "Ne-ler oluyor?" diye ayağa kalkıyorlar.
Bu iki tutum birbiriyle çelişmiyor mu?
★★★
Türkiye'de yalnız CHP'nin de-ğil, bütün partilerin yeniden yapılanması gerekiyor.
Şu andaki siyasal parti manzarala-rının iki aşırı ucu var: Bir uçta mutlak bir genel başkan diktatörlüğüne açılan yol, öteki uçta ise hemşehrilik, çıkar, etnisite ve bölge bazlı bir delege yapı-lanmasının boğucu baskısı.
İki aşırı ucun da çıkar yol olmadığı açıkça ortada.
Aşiret yapılanmasına sahip partiler yeni ve değerli kadrolarla açılım yapa-maz; tek kişinin diktötürlüğü ise parti örgütlerini kuklaya çevirir.
Öyleyse yapılması gereken şey; aşiret yapısına son verecek bir parti di-siplini ile, her türlü fikrin özgürce tartı-şıldığı demokratik ortamı bir arada ya-şatmak.
CHP şimdi bu yolu arıyor. Kendi içinde bu arınmayı gerçekleştirmek is-tiyor.
★★★
CHP'nin aradığı bir başka boyut ise yeniden bütün Türkiye'yi ku-caklayacak bir parti olabilmek.
Bu da değişik kutuplara bölünmüş olan toplumumuzda, "ortak ulusal alan" diye tarif etmeye çalıştığımız bir değerler bütününe sahip çıkarak, öz-gürlükleri ve diyalog ortamını koru-maktan geçiyor.
Buna çoğulcu demokrasi de diye-bilirsiniz.
Bağnazlık, tutuculuk ve militanlık, hiçbir partiye yaramayacağı gibi CHP'ye de yaramaz.,
2001 yılının CHP'si kendisini yeni-lemek ve politikalarını gözden geçir-mek zorunda.
Doğaldır ki herkes bu politikaları tartışmak ve eleştirmek hakkına sahip olmalı.
Ama yine herkesin bu sancılı süreçten geçerken partisini yara-lamamak, kamuoyu önünde kü-çük düşürmemek gibi bir sorum-luluğu da vardır.
