"Sence CHP'nin açılmasının ilk sonucu ne olur?"
"Bugüne kadar iki parça olan sosyal demokrasi, üç parçaya bölündü."
Ortalıkta konuşulanları üç aşağı beş yukarı özetleyen cümleler bunlar. Halk sosyal demokratların şu aşamada bir araya gelebileceğine inanmıyor.

Haksız da değil.
CHP'nin ilk aşamada bütün sosyal demokratları bir çatı altında toplamasını beklemek bir hayal.
9 Eylül'ü izleyen günlerde üç parti ve üç liderlikle karşı karşıya kalacağız. Bu durumun sağlıklı yönleri de yok değil.
Bir kere durum netleşmiş olacak.

Gerçekçi bölünmeler, yapay birleşmelerden daha sağlıklıdır.
Eğer bu bölünme parti içi mücadelelerin bitmesi anlamına geliyorsa, sosyal demokrasi için daha da olumlu sonuçlar doğurabilir.

***
Üç partinin de kozları var.
CHP tarihten gelen isim ve gelenek mirasını kullanacak.
SHP, kamuoyundaki İnönü desteğine ve iktidar avantajına sahip.
DSP'nin sermayesi ise Bülent Ecevit isminin ağırlığı.
Böylece üç parti de sosyal demokrat taban üzerine oynayacak. Bu bir temsil savaşı.
Uzun dönemde kimin programı daha tutarlı olursa o kazanacak.
Bütün mesele Türk seçmeninin yaklaşık olarak yüzde kırkını oluşturan sol kesimde yeni bir rüzgar estirebilmek ve sol mücadele ateşini körükleyebilmek.
Bunu hangi parti becerirse, solun temsilcisi o olacak.

***
İlk bakışta CHP'deki durum bir delege savaşı gibi görünüyor. Kimin daha çok taraftarı olduğu, hangi anlaşmaların yeni ittifaklara yol açacağı hesaplanıyor.
İsimler alt alta yazılıp toplanıyor.
Bunlar belki 9 Eylül kurultayı için önemlidir. Ama uzun dönemde hiç bir şey ifade etmez.
CHP'nin ikinci doğumunda sakatlanmaması için, böyle delege oyunlarından çok ilkelere dayanması gerekir.
Sosyal demokrat bayrağı en yüksek göndere kimin çekeceği tartışılmalıdır.
Eğer solun kemikleşmiş örgüt mafyaları harekete geçer ve 9 Eylül kurultayına damgalarını vururlarsa, kamuoyu daha başlangıçta CHP'ye olan güvenini yitirecektir.

***
Türkiye'de sosyal demokrat birikim üç partiyi taşımaz.
Üç parti arasında herhangi bir uzlaşma ihtimali de son derece küçük görünüyor.
"Uygunsuzlar" filminin afişinde olduğu gibi boşlukları ve çıkıntıları birbirine uyum gösterecek bir armonide değil.
Dolayısıyla uzun dönemde bu üç partiden biri, diğerlerini tasfiye edecektir.
Bu durum liderlik kadroları arasındaki çekişmeden daha temel, daha köklü bir mücadele anlamına gelir.
İnönü, Ecevit, Baykal, Tuncer arasındaki mücadele buzdağının su üstünde kalan kısmıdır sadece.
Temel sorun, koşulları değişen ve içinde bulunduğu kalıpları yırtmaya başlayan Türk toplumunu 21. yüzyıla taşıyacak olan modern bir sosyal demokrat anlayıştır.
Daha doğrusu bu doğrultuda teori ile pratiğin birlikteliğidir.
CHP kurultayını kutlarken, bu konudaki mücadelenin kısa sürmesini ve sosyal demokrasinin bir an önce içinde bulunduğu parçalanmışlık görüntüsünden kurtulmasını diliyoruz.
Çünkü solun yaralı hali, Türk demokrasisinin kan kaybı anlamına gelmekte.