Agatha Christie romanlarını bilirsiniz: İnsanlar siyanürle yavaş yavaş zehirlendikleri zaman izi belli olmaz. Çoğunlukla ölüm sebebi bile anlaşılmaz. Bu yüzden bir takım eski İngiliz şatolarında bazı kadınlar bazı erkekleri günlük kahvelerine siyanür karıştırarak öldürürler.
Okurken müthiş keyif veren siyanür hikayeleri gerçek yaşamda o kadar da zevkli olmuyor.
Bugünlerde Bergama halkı korku içinde siyanür tartışmalarını izlemekte. Çünkü söz konusu olan Sir Ackroyd'un hayatı değil, kendi hayatları.
Eurogold firması Bergama'nın Ovacık yöresinde altın çıkarmak istiyor. Altını topraktan ayrıştırmak için de siyanür yöntemi kullanacaklarını açıklıyorlar.
Önce herkes seviniyor. Öyle ya: Bergama'ya altın sayesinde zenginlik ve bolluk gelecek. Kim istemez?
Buna en çok sevinen de genç Belediye Başkanı Sefa Taşkın oluyor.
Sefa Taşkın, kamuoyunun Zeus sunağını Almanlardan geri alma kampanyasıyla tanıdığı Ortadoğu mezunu bir başkan. Sevilen, sayılan pırıl pırıl birisi.
İlk sevincin coşkusu geçince Taşkın'ın aklına bazı sorular takılıyor: "Acaba siyanürün insanlar üzerinde zararlı bir etkisi olabilir mi?"
Bu soruyu dile getirdiği andan itibaren de kurtarmaya çalıştığı Zeus'un bütün yıldırımları genç başkanın üstüne yağıyor.
"Nasıl olur da bu başkan böyle önemli bir firma hakkında soru sorabilir?"
"Yoksa bu gafil Başkan Bergama'nın zenginleşmesini istemiyor mu?"
"Sefa Taşkın denilen mühendis, servet düşmanı falan olmasın sakın?"
Oysa başkanın tek istediği bu yöntemin daha iyi incelenmesi ve bütün uygar ülkelerde olduğu gibi arıtma tesisi kurulması.
Eurogold şirketinin ve başkanı Craddock'un eli kolu uzun. Bütün uluslararası şirketler gibi çeşitli üst düzey ilişkileri var.
Bu ilişkileri kullanarak Sefa Taşkın'ı suçlu durumuna düşürüyorlar.
Bu arada olayı basından öğrenen Midilli Belediye Başkanı, Bergama'ya ani bir ziyaret yapıyor. Adam durumdan endişeli. Çünkü toprağın siyanürle işleneceği bölge Midilli'ye çok yakın. İki başkan konuşuyorlar ve bu ortak çevre sorununu gözden geçiriyorlar.
Basında gene suçlamalar başlıyor: "Sefa Taşkın bizi Yunanlılara ihbar ediyor."
Böylece Bay Craddock'un ateşini harladığı cadı kazanında kaynatılmaya başlıyor genç başkan.
Ne yazık ki kendi partisi olan SHP de ilgilenmiyor durumla.
Çevre Bakanı ve Enerji Bakanı Eurogold şirketi lehine açıklamalar yapıyorlar.
Oysa gene başkan altın çıkarılmasına karşı değil. Güçlük yaratmak da istemiyor. Bütün istediği konunun daha ciddi incelenmesi ve bölge halkının sağlığı konusunda duyduğu endişelerin giderilmesi.
Bu da bir belediye başkanı için suç değil olsa olsa takdir sebebidir.
***
Çevre konusundaki duyarlı kamuoyunu Sefa Taşkın'a yardımcı olmaya çağırıyorum. Bu pırıl pırıl Başkan'ın sesini boğmalarına izin vermeyin.
Onun dürüstlüğünün ve namusunun kefili benim.
