Son günlerde gazetelerde üç gencin uluslararası başarılarını okuduğumda, arkadaşlarımın çocuklarına çikolata götürdüğüm yılları hatırladım. Paris’te, Rue du Rennes’de bir apartman geldi gözümün önüne. Cebimde “Kinder Surprise” çikolatasıyla tırmanıyorum merdivenleri. Birazdan zili çalacağım, kapı açılacak, arkadaşım Sinan’ın sapsarı saçlı, mahzun yüzlü güzel oğlu Deniz’i göreceğim ve çikolatayı uzattığım zaman yüzüne yayılacak olan mutluluk ifadesini seyredeceğim. Sık sık tekrarladığım bu tören bana da mutluluk veriyor. Bu küçük çocuk büyüdü, müzik akademisinde okudu, Paris’te Balbazar adlı, soundpainting tarzında ünlü bir caz grubu oluşturdu, şimdi de İstanbul’a ve Ankara’ya konser vermeye geliyor. Harika değil mi? Deniz Fişek ve grubunun konserleri 22 Nisan’da Ankara EskiYeni’de, 28 Nisan İstanbul Babylon’da, 29’unda ise Eskişehir’de. Keşke vaktim olsa da konser arasında Deniz’e bir Kinder Surprise uzatsam.

Yine Paris yıllarında arkadaşım Altan Gökalp’in iki oğlu vardı. Sebastian ve Mathias. Mathias küçüklüğünden beri sinemaya meraklıydı. Bazı kısa film denemelerinden sonra ilk uzun metraj filmini çekti. Film geçen yıl Cannes Festivali’nde Eleştirmenler Haftası’nın açılış filmi olarak gösterildi ve büyük başarı kazandı. Türkçe adı “Üstüne Alınma” olan film İstanbul Film Festivali’nde gösteriliyor. Yönetmeni de burada olacak. Film arasında Mathias’a da mı bir Kinder Surprise versem acaba?

Paris öncesi yıllar, Stockholm’deyiz. Kapı komşumuz Dinç ve Bambi’nin Leyla adlı bir kızları ve Memo adlı bir oğulları var. Bizim Aylin, Şahin ve Fatma’nın kızları Elvan, Leyla hep beraber oynuyorlar, Memo ise daha küçük. Yıllar geçiyor Leyla dekoratör, Elvan ressam, Aylin müzisyen oluyor. Memo’nun merakı ise büyük bir şef olmak. Bu nedenle Amerika’da mutfak kültürü üstüne öğrenim görüyor. Sonra dönüp Türkiye’de Mehmet Gürs adıyla ünlü oluyor. Mikla, Nupera, Nam Nam gibi yerler açıyor. Uluslararası birçok ödülün sahibi. Yabancı gazete ve dergiler durmadan onu anlatıyor. Ama Memo’ya çikolata veremem. Çünkü çocukken çok alerjisi vardı, bir de minibüsten üstüme düşüp gözlüğümü kırmıştı. Ona da çikolata yerine gönül dolusu sevgi ve kutlama.

İşte çocuklarımız böyle. Babalar ne yapıyor diye sual edecek olursanız; Altan ve Sinan bypass geçirdi, Dinç böbrek nakli yaptırdı, ben de barsaklarımı 35 santim kısalttırdım. Ne yapalım, hayat böyle!