İlginç tablolar yapan bir ressamdı.
Yapıtlarında insanlığın sorunlarına eğiliyor ve kendi yorumuyla gündelik yaşamı resmediyordu.
Ama bir tedirginliği vardı. Yaptığı işten memnun değildi. Çünkü eserlerini hep zenginler satın alıyor du. Yoksul halkın dertlerini anlatan tabloları, zengin evlerinin duvarlarını süslüyordu.

Oysa başından beri tek amacı halka ulaşmak, resimlerini geniş kitlelelere sevdirmekti.
Bir gün bu amacına ulaşmak için bir fabrika sahibiyle görüştü. Tablolarını, fabrika işçilerinin her gün yemek yediği büyük yemekhanenin duvarlarına asmak için izin aldı.

Ve bir gece yardımcılarıyla birlikte bu amacını gerçekleştirdi. Yemekhanenin duvarlarına onlarca tablosunu astı.
Ertesi gün öğle yemeğinde sabırsızlıkla fabrikaya gitti. Ellerindeki tepsilerle kuyruğa giren, sonra da uzun masalara oturup yemek yiyen işçilerin arasına karıştı.
Herkesi tek tek süzüyor ve duvardaki resimlere bakıp bakmadıklarını anlamak istiyordu. Ama umutları boşa çıkmıştı. Ne yazık ki işçilerden hiç biri başını kaldırıp duvarlara bakmıyor ve her günkü gibi yemeğini yiyordu.
Çok üzüldü. Belki bir gün resimlerin farkına varırlar diye fabrikaya gitmeyi sürdürdü.
Her öğle vakti işçilerin arasına karışıyor ve yemeklerini fabrikada yiyordu.
Herkesin yüzüne tek tek bakıyor ve duvardaki tabloları süzen bir gözle karşılaşmayı bekliyordu 0.
Ama böyle bir kişiyi göremedi.
Günden güne umutları kırılıyor ve halka yönelik bir sanat anlayışının varolamayacağını düşünmeye başlıyordu.

Son bir kez fabrikaya gitmeye ve bu defteri kapatmaya karar verdi.
O gün de diğer günler gibiydi. Başını kaldırıp da tablolara bakan yoktu.
Tam oradan ayrılacaktı ki yaşlı bir emekçi geldi yanına.
Koluna dokundu. Gözlerinde derin bir anlayış okunuyordu.
"Ben," dedi "günlerdir seni gözlüyorum. Kimse tablolarınla ilgilenmediği için üzülüyorsun. Buraya boşuna gelme. Hiç kimse bunca iş güç, yorgunluk arasında senin tablolarını seyretmez. Umutlanma."
Ressam "Biliyorum." dedi "Zaten buraya son gelişim."
"Sana bir şey daha söyleyeyim" dedi yaşlı adam. "Senin tablolarını ne zaman farkedecekler biliyor musun? Kaldırıldıkları zaman. Bir gün bu tablolar duvardan indirildiğinde bir boşluk duygusuna kapılacaklar. Duvarlar onlara anlamsız gelecek. Tablolarının önemi, varlığıyla değil yokluğuyla anlaşılacak."

★★★
Bugünlerde Ankara'da bin bir siyasi manevra çevriliyor.
Ve Millet Meclisi'nde bu manevraları dile getirecek, karşı çıkacak bir CHP yok.
Seçmenimiz böyle takdir buyurdu.
Acaba şimdi ne düşünüyorlar?
Kimsenin ses çıkarmadığı ve emir-komuta zinciri içinde ilerleyen mecliste CHP'nin gerektiğinde kendi partisine bile kafa tutan mücadeleci milletvekillerinin yokluğunu hissedenler var mı?