Çok tanrılı dinlerde, bütün tanrı
lar insana benzerdi. İnsan gibi aşık
olurlar, küserler, kıskanırlar, öfkele
nirler ve aldatırlardı.
Bu tanrıların aşk ve ihanet mace
raları ise halkın diline düşer ve gün
lerce gecelerce sonu gelmez bir soh
bet nedeni olurdu.
Özellikle Akdeniz toplumlarında
Yunan ve Roma tanrıları için geçer
liydi bu durum.
Tek tanrılı dine geçildikten sonra
Akdeniz toplumlarında büyük bir
boşluk oluştu.
Artık ne aşk cinayetine karışan
tanrıların maceraları kalmıştı ne de
birbirinin kuyusunu kazan tanrıça
ların hileleri.
Sohbetlerin tadı tuzu kaçtı.
Akdeniz insanları çok geçmeden
bunun çaresini buldular. Toplumun
üst tabakalarında yaşayan zengin
ve seçkin kişilerin yaşamları tanrı
maceralarının yerini aldı.
Artık bu zevkli uğraşın tanrı ve
tanrıçaları, zenginler, soylular ve
politikacılardı.
Bizde de yıllardır, yarı tanrıların iş
leri konuşuluyor.
Başrollerde Turgut Özal, Sem
ra Özal, Süleyman Demirel var.
Kaç yıldır bu isimlerle yatıp kalkı
yoruz.
Televizyonu açıyoruz; Karşımıza
çıkıyorlar! Radyoda onların seslerini
duyuyoruz. Gazetelerin manşetle
rinden inmiyorlar.
Her sözlerinden anlam çıkarmaya
çalışan ve bakışlarını yakalamaya
uğraşan yorumcular var.
Bugüne kadar sadece Özal soya
dıyla ilgili yayınları, gazeteleri, tele
vizyon programlarını üstüste koy
sak, belki de antik Yunan tanrılarına
ve Zeus'un Olimpos'una ulaşacak
bir merdiven elde ederdik.
Son zamanlarda dedikodu dün
yası yeni yıldızlar kazandı:
Bunların başında da Tansu Çil
ler geliyor.
Bıyıklı ve göbekli politikacılara
alışmış olan Türk toplumunda derli
toplu bir hanıma ihtiyaç vardı.
Özellikle Mitterrand'ın Tansu
Çiller'e gösterdiği ilgi binlerce fısıl
tıya yol açtı.
Ama Mitterrand'ın özel ilgisi her
zaman olumlu sonuçlar doğurmu
yor. Bu durumun en çarpıcı örmek
lerinden birisi Edith Cresson.
Mitterrand'a yakınlığıyla tanınan
bu hanım politikacı başbakanlığa
kadar yükselmesine rağmen istifa
etmek zorunda kaldı.
***
Dedikodunun en kötüsü de bir
ölünün ardından yapılanı olsa ge
rek.
Öyle ya; Bütün kutsal kitaplar
"Ölülerinizi hayırla anın!" demiyor
mu?
Ama iki Urfalı vatandaş bu öğüdü
dinlememiş.
Kan davasında vurulmuş olan ar
kadaşlarının cenazesini taşırken biri
ötekine dönmüş ve;
"Vellahi" demiş. "Böylesi hak
kında hayırlı oldi!"
***
Oysa ölümün ve kan davasının
hayırlısı olmaz!
Ölüm ölüm doğurur, şiddetse şid
det.
Yüzlerce yıllık geleneğin bilgeli
ğiyle bu gerçeği öğrenen Anadolu
halkı "Kanı kanla yumazlar." de
miştir.
