Dünyada 550 yıllık bir gele-
neğe sahip kaç üniversite
var?
İstanbul Üniversitesi bun-
lardan birisi.
Onurlu geçmişi, bilimsel biriki-
mi, uluslararası bilim adamlarıyla
övünülecek bir kurum.
Yabancı bilim adamlarının da
katkısıyla, dünyanın en önemli
üniversiteleri arasına girmiş bir ku-
ruluş.
Ama gelin görün ki, Türki-
ye'nin içinde bulunduğu gerileme-
den, kargaşa ve yönetim yanlışla-
rından bu önemli kurum da etkile-
niyor, sürekli yara alıyor.
Laik ve demokratik bir yöne-
timde, özgür düşüncenin çiçek aç-
ması gereken İstanbul Üniversi-
tesi, giderek bağnazlığın, korku-
nun, dogmaların ve kişisel hesap-
ların ağır bastığı bir kuruma dönü-
yor.
İki bilim adamının bir araya gel-
mekten çekindiği, muhalif seslerin
kısıldığı, çeşitli çıkar hesaplarıyla
takım oyunlarının sergilenmek is-
tendiği ortam, özgür bir üniversite-
den çok, amirin buyruğundan çık-
mamaya özen gösteren, şarka öz-
gü bir hiyerarşinin kol gezdiği bü-
rokratik bir kurumu andırıyor.
★★★
Şimdi İstanbul Üniversite-
si'nin elinde, övünülecek geç-
mişine yaraşır biçimde, uluslarara-
sı bir bilim kurumu olabilmesi için
büyük bir fırsat var.
Profesör Dr. Mesut Parlak
rektörlük seçimlerine adaylığını
koymakla, büyük bir mücadelenin
ve büyük bir sorumluluğun altına
imzasını attı.
İstanbul Üniversitesi'nin
öğrenci olarak yetiştirdiği en yetkin
bilim adamlarından birisi olan Me-
sut Parlak, bu kurumda öğretim
üyeliği, dekanlık ve senatörlük gö-
revlerini üstlenmiş olduğu için ya-
pılması gerekenleri çok iyi biliyor.
Bas ilkesi katılımcılık!
Rektör olduğu zaman 75 bin
kişilik İstanbul Üniversitesi'ni
tek başına yönetme iddiasında de-
ğil; tam tersine, yönetimi merkez
güdümünden çıkarıp, bütün bi-
rimlerin katılımcı anlayışına açmak
istiyor.
Düşüncesini açıklayan öğretim
üyelerinin hedef haline getirilme-
diği, özgür, bilim onuruna yakışan,
demokratik, katılımcı ve laik bir
üniversiteyi hedefliyor.
Değerli profesörün kendisini
bu büyük göreve nasıl adadığını,
nasıl bir inanç, heyecan ve kararlı-
lık içinde bulunduğunu çok iyi bi-
liyorum.
Eğer beklenildiği gibi Profesör
Dr. Mesut Parlak, İstanbul
Üniversitesi rektörlüğüne seçilir-
se, inanın ki bu seçim sadece üni-
versite için müthiş bir değişim baş-
latmakla kalmayacak, topluma ör-
nek oluşturarak Türkiye'ye de ya-
rar sağlayacak.
Çünkü yalnız üniversitede de-
ğil Türkiye'de de demokrasiye,
açıklığa, saydamlığa, katılımcılığa
ihtiyacımız var.
Kişiye tapma anlayışının katı-
lımcılıkla yer değiştirmesi süreci,
İstanbul Üniversitesi örneğin-
den başlayabilir.
Mesut Parlak, özlediğimiz la-
ik ve demokratik Türkiye modelini
gerçekleştirme yolundaki en
önemli isimlerden birisi; bir simge!
Umarım, hayal kırıklıklarıyla
yaşamaya mahkum edilmiş olan
Türkiye, bu kez şeytanın bacağını
kırar.
