Tahmin edeceğiniz gibi her gün çeşitli elektronik posta mesajları alıyorum. Bunların kimi müziğimle ilgili, kimileri kitaplarımla. Sevgi sözcükleri yazanlar, beni layık olmadığım övgülerle selamlayanlar sağ olsun. Hepsine yürekten teşekkür. Arada bir sövgü mesajları da gelmiyor değil ama pek ender. Yüzde bir bile sayılmaz. Dikkatli okurlarım zaman zaman da beni uyarıyor, bazı önemli bilgiler veriyorlar. Bunlardan biri, İzmir’den yazan Kutlay Artuç’tan geldi. Bu bilgili okura teşekkür borçluyum. Artuç iki gün üst üste sözünü ettiğim “Goodbye Lenin” filmine benzer konuların bizim ülkemizde de var olduğunu söylüyor ve Refik Halit Karay’ın “Deli” oyununu örnek gösteriyor. Sonra Kehf suresinde geçen Yedi Uyayanlar’ı hatırlatıyor. Ben de mesajı okuyunca okurumun ne kadar haklı olduğunu düşünüp film konusunun Yedi Uyuyanlar’a benzediğini düşünüyorum; arkasından da hemen Refik Halit Karay’ın Deli oyununu okuyorum. Bu oyun önceleri Cumhuriyet’le alay ettiği gerekçesiyle yasaklanmış ama Atatürk “inkılâbımızı hicvetmiyor, tebarüz ettiriyor” diyerek oyunun serbest kalmasını ve basılmasını sağlamış. Karay’ın oyunu “Elveda Lenin’le hemen hemen aynı. Osmanlı idaresinde bir adam komaya giriyor, yıllar sonra mucize eseri ayılıyor; bir de bakıyor ki her şey değişmiş. Padişahın, halifenin gitmiş oluşuna, Cumhuriyet rejimine, yeni modalara inanamıyor, kendi aklından şüphe ediyor ve sonunda çıldırıyor. Ne kadar ilginç değil mi? Komada geçirdiği süre içinde Berlin duvarının yıkılışına inanamayan kadın ve komadan uyanarak Osmanlı idaresinin Cumhuriyet’e dönüşmüş olmasını kavrayamayan adam. Biri öbüründen yıllarca önce yazılmış ama güncelliğin peşine takılmış kültür ortamımızda unutuluşa terk edilmiş. Refik Halit’in özyaşam öyküsü dahil her eserini okuduğunu sanan benim bile gözümden kaçmış. Kutlaç’a ne kadar teşekkür etsem azdır. Atatürk’ün oyunu serbest bıraktırması ise bambaşka bir yazı konusu. Her dediği mutlak emir olan Atatürk’ün, kurduğu rejimi eleştiren bir edebiyat yapıtına gösterdiği hoşgörü onu daha da yüceltiyor. Bildiğiniz gibi Refik Halit İstanbul basınında Mustafa Kemal’e karşı çıkan, ona “Deli misin?” diye seslenen, daha sonra Kahire’ye gidip orada Cumhuriyet karşıtı dergi çıkartan ama sonra Cumhuriyet’i destekleyen bir yazarımız. Atatürk’ün ona ve eserine gösterdiği hoşgörü, “büyük adam” kavramı hakkında unutulmaz bir örnek oluşturuyor. Yıllar sonra Refik Halit’e, Mustafa Kemal’i neden eleştirdiğini soruyorlar. O da diyor ki “Büyük devletlere karşı çıkmak ancak delilerin harcı olabilirdi. O yüzden bu cümleyi yazdım. Ama bu kural normal insanlar için geçerlidir. O zamanlar Mustafa Kemal’in dahi olduğunu bilemiyordum ki.”
