Pazartesi günü yazımı gazeteye gönderip havaalanına gittim. On saat havadaydım. Uzun bir uçuş sonunda New York’a geldiğimde akşam olmuştu. Haber sitelerini ve gazeteleri ancak okuyabildim.Gördüm ki bizim yazı ortalığı karıştırmış. Birçok sitede “Bomba iddia“ adıyla verilmiş. Önce şaşırdım. Çünkü benimki olsa olsa bir tahmindi. Örneğin, “Haberal’ın böyle bir niyeti var“ diye yazmadım. Yazıda da bunun bir iddia olmadığı açıkça belli.Sonra düşündüm; acaba bu mutevazı yazı niçin bu kadar büyük bir gürültü koparmıştı?İnanın ki marifet bende değil, yazımdaki olasılığın çok yüksek oluşunda.Aslında siyaset üstüne düşünen herkes bu ihtimali görüyor, konuşuyor ama pek yazan olmadı, olduysa da ben görmedim.Mesele bundan ibaret!Yani bir çocuğun hiçbir art niyeti olmadan kralın çıplak olduğunu söylemesi…

Kemal Kılıçdaroğlu’nun yarattığı heyecanı, gösterdiği büyük çabayı, CHP’yi halkla barıştırma gayretlerini her zaman destekledim. Eski arkadaşımdır; severim, sayarım. Onun lehine yazdığım bunca yazı tanığımdır.Ama milletvekili listeleri yapıldığı zaman birçok kişi gibi ben de şaşırdım. (Bu arada belirteyim: CHP üyesi değilim, defalarca açıkladığım gibi kesinlikle günlük siyasetle uğraşmıyorum. Milletvekilliği için ise ancak “Allah yazdıysa bozsun!“ derim. Yani olaylara partiler dışından bakıyorum.) Ancak bu listeler yalnız beni değil birçok kişiyi şaşırttı. Yıllarını CHP’ye vermiş, partinin iyi bir noktaya gelmesi için hayatını feda etmiş olanlar, örgüt mensupları, il ilçe başkanları listelerde yoktu. Baykal dönemi tasfiye ediliyor deseniz, o da doğru çıkmıyordu. Çünkü Baykal’ın tasfiye ettiği kişilerin çoğu, Kılıçdaroğlu tarafından da tasfiye edilmişti.Bunun yerine sağcılıklarıyla, hatta CHP düşmanlıklarıyla tanınan isimler seçilecek yerlerdeydi.Bu isimlerin hiçbirini tanımam, bilmem; kendileriyle kişisel bir sorunum da yoktur. Vekilliklerini kutlarım.Ama “Atatürk tekke ve zaviyeleri kapatmakla yanlış yaptı“ diyen bir bey ya da “Ben Atatürk ilkelerinin bekçisi falan değilim kardeşim“ diyen bir hanım ve buna benzer onlarca örnek, nasıl oldu da sosyal demokratların, solcuların, Mustafa Kemal’cilerin yerini almıştı?Bunu kim ve kimler, ne niyetle yapmıştı?“Yeni CHP“nin başarılı olmasını isteyen bir yurttaş olarak bu konular üstünde kafa yordum ve “Demirel Meclis’te“ yazısını yazdım. Bu sadece bir tahmindir, temenni falan değildir ama şurası kesin ki, CHP’nin yeni Meclis grubunda birbiriyle taban tabana zıt fikirlere sahip, apayrı siyasi disiplinlerden gelen kişiler var. Seçim kampanyası sırasında bu ayrılıklar su yüzüne çıkmadı. Çünkü kampanya haklı olarak Kemal Kılçdaroğlu imajı üzerine kuruldu. Parti kaynaklarının belirttiği 80 trilyon TL bu amaçla harcandı ve doğru bir biçimde, sadece Kılıçdaroğlu konuştu.Ama bundan sonra böyle olmayacak. Herkes konuşacak.Mesela Kılıçdaroğlu’nun Hakkâri konuşmasında söylediği “Avrupa Konseyi yerel yönetimler özerklik şartını kabul edeceğiz“ sözü, Meclis’e geldiği zaman nasıl fırtınalara sebep olacak, hep birlikte göreceğiz. Yıllarca Baykal’ı uyardım; yalvardım yakardım dinlemedi. Sonuç ortada. CHP’de eleştiri ve özeleştiri yapmak tabu. Her dönemin genel merkezi din gibi algılanıyor.Ama bizzat Kılıçdaroğlu “sorumlulardan hesap soracağım“ demedi mi?Demek ki ortada “hesap sorulacak“ bir şey olduğunu düşünüyor.Bunun ne olduğunu anlatacaktır herhalde.Ben iyi niyetli bir dostu olarak, gözlemlerimi dile getiriyorum sadece. Zaten işlerine karışmak niyetinde de değilim hiç.

CHP konusunda en çok üzüldüğüm şu: Partiyi Gazi Mustafa Kemal kurmuş olduğu için, sanki her seçimde kendisi yarışa giriyor ve yeniliyor havası yayılmakta.Oysa Gazi, herkesin, her kesimin, bu ülkeyi seven her yurttaşın kurucu lideri.CHP’de olup bitenler; düşmanı Venizelos’un bile Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterdiği bu büyük insanın anısını zedelememeli.Gazi başka, partiler başka. O sadece CHP’nin değil Türkiye’nin kurucu lideridir.