Yetmiş milyon insan içinde acaba bir tek kişi çıkıp da 29 Mart seçimlerinde hangi partinin birinci, hangisinin ikinci olacağını merak eder mi? Sanmıyorum. Parti başkanları da dahil olmak üzere her T.C. yurttaşı seçimin sonucunu gayet iyi biliyor. AKP birinci parti, CHP ikinci. Yani Türkiye, sonucunu bildiği bir seçime gidiyor. 2007’de de böyle bir genel seçim yapıldı, daha önceki yerel seçimlerde de… Merak edilen tek şey partilerin oy oranlarındaki artış ya da azalış.

Hangi demokratik ülkede böyle bir şey vardır sizce? Hangi halk, sonucunu bildiği bir seçim için sandık başına gider? Amerika’da Demokratların ya da Cumhuriyetçilerin birincilik ya da ikinciliği garantiledikleri görülmüş müdür?Almanya’da SDP ve CDU’nun değişmez bir sıralamaya yerleşmiş olmaları mümkün müdür? İngiltere’de İşçi Partisi ve Muhafazakâr Parti, değişmez bir sıralamaya mı sahiptir? Söylenirken bile saçma geliyor değil mi? Seçim hangi partinin ülkeyi yöneteceğine karar vermek için yapılır. Bizde ise böyle bir merak yok. Sonucu herkes ama herkes biliyor. AKP iktidar, CHP muhalefet. Sanki bir doğa yasası gibi.

İki boksörün maçına bilet alıyoruz. Biri ötekini iyice benzetiyor. Ertesi yıl bir daha bilet alıyoruz, bakıyoruz ki yine aynı boksörler. Sonuç yine değişmiyor. Ertesi yıl arkadaşlarınız “Haydi gel boks maçına gidelim” diyor. Yine aynı boksörlerin ringe çıkacağını öğrenince itiraz ediyor ve “Sonucu biliyorum bir daha gitmem” diyorsunuz. Ama sizi bir kez daha kandırıyorlar, bilet alıp maça gidiyorsunuz. Sonuç yine aynı. Acaba kaç yıl sürer bu? Her seferinde aynı maçı seyretmek için ne kadar sabrınızın olması gerekir?

Türkiye’de iktidar ve muhalefet mutlak biçimde belirlenmiş. Alan razı veren razı. Siz bakmayın meydanlardaki göz boyamaya. İktidar muhalefetten memnun, muhalefet iktidardan. Çünkü biri bütün ülkeyi istiyor, biri sadece parti içi iktidarı. Hangi hükümet, yerine göz dikmeyen bir muhalefet liderini sevmez ki!

Demokrasinin en büyük erdemi, yapılan hataların yine demokratik kurallar içinde düzeltilmesi olanağıdır. Demokrasiler, kendilerini düzelten rejimlerdir. Bakın Amerikan demokrasisi, Bush’la işlenen hataları düzeltmek için yepyeni bir lider seçti. Ama Türkiye’de böyle olmuyor ki… Seçilmiş kralların ülkeyi parsellemeleri sonucunda, durmadan “Kavukluyla Pişekar” oyunu izliyoruz. Bu sistem Türkiye’deki çok sesliliği ve demokrasinin özü demek olan “kendisini düzeltme” fonksiyonunu yok ediyor. Bu gidişle bırakın 2009’u, 2011 seçimleri bile aynı biçimde sonuçlanacak. Bir kader ya da değişmez bir doğa yasası gibi. Bu oyun daha kaç yıl sürecek?