Pahalılıktan sebze meyve pazarları sessiz. Satıcılar bağırıp, mallarını övemiyor. “Elmaya gel, ayvaya gel!” haykırışları duyulmuyor. Bunun yerine seçim meydanlarından yükseliyor böyle sesler. Ama arada bir fark var: Pazardaki esnaf kimseye hakaret etmiyor, sadece malına ilgi çekmeye çalışıyor. Türkiye’yi yönetenler ise meydanlarda birbirlerine en yakası açılmadık laflarla saldırıyorlar. Hem de avaz avaz çığlıklar atarak. “Adam ol adam!” “Maganda!” “Maganda sensin Recep İvedik!” Aslında daha ağır sözler de söylüyorlar birbirlerine ama yazmaya elim varmıyor. Düşünün: Koskoca ABD başkanlık seçimlerini izledik. Neredeyse dünya liderliği için yapılan kampanyada hiçbir aday bu seviyeye düşmedi, etinden et koparıyorlarmış gibi bağırmadı, lumpenleşmedi. Bir Barack Obama’nın üslubuna bakın, bir de bizimkilere.Ne günah işledik de bu seviyede adamlar tarafından yönetiliyoruz bilmem ki! Yüzde 52 belli ki Baykal iyice havlu atmış. Rakibi olan parti için “Yüzde 52 almazlarsa başarısızlık sayılmalı!” diyor. Kendisi ise bunun yarısı kadar oya razı.Yedi yıldır iktidarda olan bir partiye yenilmeyi şeref sayıyor. Acaba dünyanın neresinde bir parti başkanı, rakibi için bu cümleyi kullanmıştır? İki meşrubat firması düşünün. Birinin genel müdürü diyor ki “Rakibimizin bizim iki mislimiz kadar satması normaldir.” O genel müdürü hemen kapının önüne koymazlar mı? Koyarlar ama ne yazık ki siyaset, yenilgiyi bu kadar açık itiraf eden bir genel başkanı bile tasfiye edemiyor. Meydanlar sessiz. Bütün parti örgütleri çalışıyor, oradan buradan adam toplayıp getiriyorlar ve mitingler kalabalık geçiyor ama dikkatimi çeken bir şey var. Meydanda birikenlerde coşku yok. Sessiz, yılgın bir kitle. AKP mitinglerine bile böyle bir hava egemen. Bence ekonomik krizin canını yaktığı insanlar çaresiz. Ne yapacaklarını bilemiyorlar. İzlenimim şu: Esaslı bir rakip bulsalar, kendilerine umut veren bir lider keşfetseler AKP’nin de canına okuyacaklar ama bulamıyorlar. Bu yüzden ehven-i şer olarak gördükleri AKP’ye katlanıyorlar. Bir rüya diyelim ki bu ortamda CHP’nin başında pırıl pırıl, sempatik, umut veren genç bir başkan var. Projeler yapıyor, halka anlatıyor, ezilen kesimlerin hakkını savunuyor; işçilerle, emekçilerle sendikalarla, sivil toplum örgütleriyle kol kola giriyor, demokrasiye ve özgürlüklere sahip çıkıyor, ardı ardına reform programları açıklıyor. Ne olurdu? CHP yüzde 35-40 oy alırdı. Ve Türkiye’nin üzerindeki kara bulutlar dağılırdı.Ama ne yazık ki bu rüya gerçekleşmeyecek. Adı üstünde, rüya!