4 Temmuz’da Maria Faranduri ile birlikte Kıbrıslı Türklerin ve Rumların oluşturduğu otuz bin kişilik topluluğa konser verirken, adadaki değişim ve yaşam iradesinin sahneye yansıyan rüzgârını hissetmiştim. Adalılar barış, uzlaşma ve demokrasi istiyordu. 14 Aralık seçimleri bu iradeyi sandığa yansıttı ve Kıbrıs Türkleri uygarlık yolunda önemli bir adım attı. Mehmet Ali Talat’ı ve arkadaşlarını kutluyorum. Bu seçimle birlikte Kıbrıslı Türkler, gittikleri yönün Türkiye’den farklı olduğunu, tartışmaya yer bırakmayacak biçimde kanıtladılar. Türklerde neredeyse genetik bir özellik haline gelen yüzde 65 sağ, yüzde 35 sol kalıplarını yıktılar. Sol partilere öncelik tanıdılar. Dolayısıyla Türkiye’nin içine sürüklendiği sağa kayma atmosferini tersine çevirip, sol bir gelecek aradılar kendilerine. Hem de bunu Türkiye’nin ağırlığına, tümüyle sağı desteklemesine, sol partilerin bile Kıbrıs Türkleri için sağ partileri tercih etmesine rağmen başardılar. Bu, devrim niteliğinde bir değişimdir. Böylece Türkiye’nin giderek artan bir ivmeyle içine gömülmekte olduğu tarikatlar ve sağ ideoloji eğrisinden kendilerini kurtardılar. Hiç kendimizi kandırmayalım: Türkiye’de yoksulluk arttıkça sağ gelişiyor, ülke sağa kayıyor; Kıbrıs ise solu seçti. Bu seçim üzerine yapılan yorumlarda Kıbrıs Türkleri’nin bu tarihsel dönüşümüne saygı gösterilmesi gerektiğini düşünüyorum. Kıbrıs’ta tartışılan şey sadece Annan planı değildir. Harta Annan planı dolayısıyla yaratılan milliyetçi propaganda olmasaydı, muhalefet partileri arayı daha da çok açabilirlerdi. Şimdi Türkiye’ye düşen görev bu iradeyi kabul edip gereğini yapmak. Bazı yorumlarda rastladığımız gibi; Denktaş’tan bile daha Denktaşçı olmak tutumu doğru değil. Göreceksiniz Rauf Denktaş bile çözüm yolunda adımlar atmaya başlayacak. Yarın boşluğa düşmemek için yorumları şimdiden buna göre ayarlamaya ihtiyaç var.
