Hükümet, Kanun Hükmündeki Kararname'nin ikinci kez Cumhurbaşkanı'ndan dönüşünü bir yenilgi olarak algılamamalı.

Çünkü hukuk bir bilek güreşi değildir.

Dolayısıyla galibi ve mağlubu da olamaz.

Sadece haklılık ve haksızlık söz konusudur.

Ayrıca bir ülkede hükümetin her dediğini yaptıramaması güçsüzlük değil güç anlamına gelir.

Düşünün ki Irak'ta Saddam Hüseyin'in her dediği olur.

Libya'da Kaddafi'nin emirlerine karşı gelinemez.

Ama Amerika'da Clinton istediği her kararı Kongre'den geçiremez.

Tony Blair'in istekleri de İngiltere'de kanun değildir.

Reddedilebilir.

Ve bu durum Amerika ve İngiltere'yi güçsüz ülke konumuna düşürmez.

Clinton ve Blair'in iktidarı da sorgulanamaz.

Tam tersine güçsüz olanlar; diktatörlerin her buyruğunu kanun gibi gören ve 14. Louis döneminin kurallarını uygulayan ülkelerdir.

Modern demokrasilerde "Devlet benim!" anlayışı bitmiştir.

Kaldı ki monarşilerde bile hukuk ve adalet kavramları öne çıkar.

Abdülmecit Sivasi'nin Sultan I. Ahmed'e yazdığı raporda geçen cümle bunun en güzel kanıtıdır.

"Devlet zulm ile değil adl ile ayakta durur."

Bir başka deyişle adil olmayan devlet ne kadar zulüm yaparsa yapsın ayakta kalamaz.

Türkiye bu açıdan büyük aşamalar kaydediyor.

Devlet idaresi Ankara'da kapalı kapılar ardında oynanan bir demokrasicilik oyunundan, gerçek hukuk devleti kurallarına geçiyor.

Bu geçişin anlaşmazlıklar, küskünlükler, sertleşmeler, krizler gibi belirtiler veren sancıları olabilir.

Bütün uygar ülkeler de bu aşamalardan geçmiştir zaten.

Hukuku ve anayasayı uyguladığı için güç duruma düşen, zayıflayan bir ülke görülmemiştir bu güne kadar.

Ama tersi örneklere çok rastlanmıştır.

Kısa vadeli çıkarlar için hukuku feda eden yönetimler, ayakta kalamamıştır.

Anin ikinci kez veto edilişini hukuk devletine yaraşır bir olgunlukla karşılasa.

Hırçınlaşmasa, Cumhurbaşkanı ile gereksiz sürtüşmelere girmese.

Sezer'i basın yoluyla kuşatmaya, bunaltmaya çalışmasa.

Çünkü sonuçta olup biten Ecevit ile Sezer arasındaki bir düello değildir.

Bir hukuk devletinin olağan, medeni tartışmalarıdır.

Ve Sayın Sezer, Anayasa'ya aykırı olduğuna inandığı bir belgeye imza koymayarak, kişisel bir tavır değil, hukuka saygılı bir devlet başkanı tutumu sergilemiştir.

Hukuk her şeyin üstündedir.

Siyasetçisi, yazarı-çizeri ile herkes bu gerçeği içine sindirmek zorunda.

Not: Bu yazı bittikten sonra Sayın Ecevit'in sert cevabı açıklandı ve yazıya bir ek koymamız zorunlu hale geldi.

Ne yazık ki hukukun üstünlüğü ilkesi ile kolayca aşılabilecek bir kararname meselesi, hükümet tarafından krize dönüştürüldü.

Sözümü geri alıyorum. Bundan sonrası bilek güreşi.