Dünyadaki İslam ülkelerinin çoğunda ya krallar, sultanlar var ya da diktatör aileler.
Ancak ölümle gidebilen liderler bunlar.
Muammer Kaddafi, Hafız Esad, Saddam Hüseyin, Suud Hanedanı, Kral Hüseyin, Kral Abdullah, Kral Hasan, Emirler vs.
Bir kere yönetimi ele geçiren aile, bu yetkiyi bir daha bırakmıyor.
Ve babadan oğula ya da kardeşe geçen bir hanedanlık o ülkenin onlarca yılına hükmediyor.
Bu açıdan bakınca Hafız Esad'ın ölümünden sonra yerine oğlu Beşir'in geçmesi şaşırtıcı değil.
Zaten Suriye, Irak, Libya gibi ülkelerde iktidar, ailenin bireyleri arasında paylaştırılıyor.
Oğul polis şefi oluyor, öteki oğul özel tim komutanı.
Kardeş gizli servisin başına geçiyor, yeğen maliye bakanı oluyor.
Ailenin kadın üyeleri dışındaki bütün bireyleri, sistemi kontrol eden kilit noktalara yerleşiyorlar.
***
Niye İslam ülkeleri liderlerini değiştiremiyor acaba?
Emir'e itaat geleneğinden mi, Baas gibi partilerin yarattığı sıkı rejimden mi, korkudan mı?
Bu kadar çok ülkenin diktatörlük altında yaşamasının, geleneğe, kültüre ve tarihe ilişkin bir açıklaması olmalı.
Peygamberden sonra gelen halifelere bile muhalefet eden, birçok halifeyi ölümle biten trajik sonlara sürükleyen gelenek, neden bu diktatörlere otuz-kırk yıl boyun eğiyor.
***
Aslında diktatörlük olgusunu sadece İslam toplumlarına bağlamak gibi bir niyetim yok.
Franco, Salazar gibi diktatörlerin Katolik ülkelerde 40 yıl hüküm sürdükleri düşünülünce, bu iddia kendiliğinden çürür zaten.
Bu diktatörlerin üç büyük gücü arkalarına aldığı söylenir.
Silah, para ve vicdan.
Ülkelerindeki orduyu, sermaye birikimini ve din otoritesini yanına alan bir diktatör, on yıllarca süren bir yönetim kurabiliyor.
Arap ülkelerinde de durum buna yakın.
***
Türkiye'deki askeri rejimler ise çok kısa sürmüştür.
Ancak birkaç yıl.
Bu olguyu, silah-para-vicdan sac ayağındaki üçüncü halkanın, yani vicdan halkasının eksik olmasına bağlayanlar vardır.
İspanya, Portekiz gibi ülkelerde generallerin yanında Katolik rahipler yürür, o rejimi takdis ederler.
Türkiye'de böyle bir dönem hiç yaşanmadı.
Ama demokratik rejimde bile lider değiştirme sıkıntıları başgösterdi.
Ülkenin otuz-kırk yılına damgasını vuran liderler görüldü.
Yine de Türkiye'nin, halkı Müslüman olan diğer ülkelerden fersah fersah ilerde olduğu açık değil mi?
