Bir aile sofrasında otururken, on
sekiz yaşındaki güçlü kuvvetli deli-
kanlının, seksen yaşındaki aciz dede-
sini dövmesini engelleyecek yazılı bir
kural yoktur.
Güçlü torun isterse rahatlıkla kız-
dığı yaşlıları dövebilir.
Bunu yapmasına engel olan şey,
aile içindeki yazılı olmayan kurallar-
dır. İnsan denen canlı türünün bira-
rada yaşayabilmesi ancak böyle ko-
nuşulmayan ve yazılmayan kurallar-
la mümkün olur.
Bu, temel ve derin uzlaşma duy-
gusudur. Ailedeki armonidir.
Aynen aile gibi, toplumların da
yazılı olmayan kuralları ve gelenek
leri vardır.
Geçinmeye gönlü olan ve birara
da yaşamaya karar vermiş insanla-
rın dikkat edecekleri yapıcı bir tavır-
dır bu.
Hürriyet gazetesinde Sedat Er-
gin' in köşesinde Clinton'la ilgili ya-
zıyı okuyunca, Amerikan toplumun-
daki uzlaşma isteğinin derinliği dik-
katimi çekti.
ABD'deki erkek dergisi Penthou-
se, son sayısında Bill Clinton'la il-
gili skandal bir yayına yer verdi.
Derginin kapağını süsleyen Flowers
adlı kadın, demokrat başkan adayıy-
la yaşadığı oniki yılı anlatıyor ve or-
tak cinsel deneylerinin en gizli ayrın-
tılarını sergiliyordu.
Katı ahlakçı tutumu ve kutsal aile
kurumuna verdiği değerle tanınan
Amerika'da bu yayının diğer gazete
lerde de yer alması ve Clinton'un se-
çim şansını yoketmesi beklenebilirdi.
Geçen Şubat ayında Flowers'in if-
şaatı duyulduğunda konuya heye-
canla sarılan büyük Amerikan bası-
nı, şimdi susmayı tercih etti.
New York Times ve Washing-
ton Post gibi önemli gazeteler, ko-
nudan sözetmediler.
Çünkü Clinton, 3 Kasım'da Be-
yaz Saray'a oturacak olan Ameri-
kan başkanıydı.
Daha hiçbir icraatı görülmeden,
yeni bir başkanın yıpratılmaması ge-
rekirdi.
XXX
Bunun tam karşıtı tutum; yıkmak,
parçalamak, yoketmektir.
Kamuoyunun önüne çıkmış her
ünlü kişiyi yerin dibine batırmak, ö-
zel yaşamını didiklemek, söylemedi-
ği sözleri söyletmek ve böylece ilgi
çekmeye çalışmaktır.
Böyle bir kampanya elbette başa-
rılı olur.
Ama sonuçta toplum yara alır. Ya-
şamı parçalanan kişilerle birlik-
te bizim yaşamlarımız da par-
çalanmaya başlar.
Enerjisinin doruğundaki torunun,
yaşlı dedeyi dövmesi gibi garip bir
"İktidar savaşı başlar.
Kim kimi nasıl parçalayacaktır?
Kim kimin ek yerini daha çabuk
bulacaktır?
Birarada, uyum içinde yaşamayı
becerebilen ve buna gönlü olma-
yan toplumlardaki kör döğüşünden
kazançlı çıkan kimse yoktur.
Çünkü hepimiz aynı geminin için-
deyiz.
Birbirimize zarar verirken, ortak
yaşamımızı da karartıyoruz.
Ciddi Amerikan basınının Clinton
dayanışması önemli bir örnektir.
