Mevlana der ki:
"Dünle beraber gitti düne ait ne
varsa cancağızım
Bugün yeni şeyler söylemek lazım."
Bu gerçek yedi yüzyıl önce de aynıydı.
Politikada cesur ve yeni sözler söyleyen insanlar zafere gidiyor.
O anda halkın genel-geçer istekleriyle, alışkanlıklarıyla ters bile düşse, ilk anda politikacıyı zayıflatmış bile görünse, uzun vadede haklılığı anlaşılıyor ve o kişi gerçekten lider oluyor.
XXX
Bu açıdan baktığımızda Türk politik yaşamındaki liderlerin "cesur ve yeni sözlerden" uzak olduğunu görüyoruz.
Hiç bir büyük parti lideri Türk halkının karşısına ilginç ve tartışma uyandıracak bir öneriyle çıkmıyor.
Hepsinin yaptığı bilineni tekrar etmek ve halkın hoşuna gidecek sloganlarla günü kurtarmaya çalışmak.
Mesajlarını özetleyecek olursak, bir kaç cümleye indirgemek mümkün:
Demirel diyor ki:
"Bu ülkenin meselelerini biz yaratmadık. Kucağımızda bulduk. Sabırlı olun. Biz hiç bir şeyden sorumlu değiliz."
İnönü diyor ki:
"Biz her şeyden önce koalisyon protokolu ile bağlıyız. Demokratikleşmeyi gerçekleştireceğiz. Ama hiç bir şey dışardan göründüğü gibi değil. Onun için durumu idare etmeye çalışıyoruz."
İktidar ortakları bunları söylerken muhalefet lideri Mesut Yılmaz da şöyle demekte:
"Ben çalmayan bir politikacıyım. Ordu bize güvenmeli. Üniter devleti en çok savunan benim."
Şimdi elinizi vicdanınıza koyun ve söyleyin: 1992 yılındaki Türk liderleri, yedi yüz yıl önceden seslenen Mevlana'nın çok gerisinde değil mi?
Hangisi yeni bir görüş ileri sürüyor?
Hangisi kamuoyunu şaşırtacak, heyecanlandıracak ve ufuk açacak bir düşünceye sahip?
Hiç biri!
XXX
Bu yüzden Türk politik yaşamı, "siyasi star sistemi" adını taktığım bir tuhaf vodvile dönmüş durumda.
Her gün bir çok köşe yazısı, haber, televizyon programı, plastip şov ve çizgi filmle, bu kişilerin ne yiyip ne içtiğini, birbirinin elini nasıl sıktığını, kimin kime yan gözle baktığını okuyor ve izliyoruz.
Bunca politik yayın içinde, ufak bir düşünce kırıntısı bile yok.
Politik liderlerin düşünce boyutu olmayınca, onlarla uğraşan basının da böyle bir kaygısı kalmıyor.
Ve hep birlikte garip bir siyasi dedikodu atmosferinde yuvarlanıp gidiyoruz.
XXX
Oysa Türkiye'nin yeni stratejilere, yeni fikirlere ihtiyacı var.
Bu kadar hızla değişen bir dünyada, gemiyi kayalara çarptırmamak için haritayı okumak, radarı izlemek gerekiyor.
Bunun için benim önerim, Mevlana'nın şiirini büyükçe yazıp, bütün cancağızların başucuna asmak.
"Dünle beraber gitti dűne aít ne
varsa cancağızım.
BUGÜN YENİ ŞEYLER SÖYLEMEK LAZIM."
