Turgut ve Süleyman adrenalini
Genç yaşta ölüp giden sa-natçılara çok rastlanırsa da, politikacılar arasında böyle bir "Vadesiz ölüm" alış-kanlığı yoktur.
Onlar, çeşitli hastalıklarla ayrılıp gi-derler bu dünyadan.
Gök ekini biçmiş gibi yokolur-lar.
Politikacılar ise onca kavgaya, hirgüre, yıpranmaya, üzüntüye rağmen uzun yıllar yaşar ve mücadelelerini sürdürürler.
Galiba bu işin sırı yaptıkları mücadelede.
Öylesine derin bir rekabet duygusu içinde yaşıyorlar ki, günlerinin ve gecelerinin her dakikası "Düşmana inat, bir dakika fazla yaşamak" pren-sibi üzerine kurulu.
Sonsuz bir savaşın, sürekli dö-vüşen askerleri gibiler.
Dışardan baktığınız zaman sinir krizleri içinde, sahte dostluklar ve ihanetlerle çevrili, geçici zaferlerle doruğa çıkan, arkasından ağır yenilgi lerle yokolan insan tiplerini gö-rüyor ve pek de sağlıklı bir ya-şam sürdürdüklerine inanmıyorsu-nuz.
Ne var ki içlerinde erken ölen tek lideri, ertesi gün gözden düşmüş bir tutuklu.
yok.
Turgut Özal'a bakın.
Onca by-pass, prostat, göz ameliyatı derken bu aşırı kilolu insan kendisinden beklenmeyecek bir enerjiyle, yanındaki gençleri yoran bir tempoda çalışıyor.
Özal'la yurt dışına, uzak ül-kelere giden genç gazeteciler o-nun hızına yetişememekten ya-kınıyorlar.
Çünkü oniki saatlik bir uçak yolculuğundan sonra ve zaman dilimi değiştirmenin bütün peri-şanlığı yaşanırken Özal hemen basın toplantılarına ve resmi gö-rüşmelere girişiyor.
Hem de en ufak bir yorgun-luk belirtisi göstermeden.
Süleyman Demirel için de aynı ayni se şey söz konusu.
69 yaşındaki bu kilolu insan, yıllardır çektiği şeker has-talığı ve sağlıksız yaşamın her türlü koşullarıyla dağ, bayır, te-pe demeden koşuyor ve hiç dinlenmeden günde birkaç saat uykuyla idare ediyor.
Yaşamı iniş çıkışlarla dolu.
Bir bakıyorsunuz Türkiye'nin Ne rejim yapıyor, ne sağlıklı yaşam kurallarına uyuyor.
***
Turgut Özal da, Süley-man Demirel de bu mes-leği yapmasalardı şimdiye kadar ölürlerdi.
Eğer yıllarca mühendis olarak çalışmış iki emekliye dönüşse-lerdi kilolu vücutları çoktan iha-net etmişti bile.
Onları içinde bulundukları zor koşullar ve hırs yaşatıyor.
Yapmak zorunda olduk-ları görev için yaşama-ya mecburlar.
Yenilginin acısı ve zaferin tadı onlar için bir yaşam iksirine dö-nüşmüş.
Bu yüzden bedenleri, kendini kafanın ritmine uydurmaya çalı-şıyor.
Beynin fonksiyonları, göv-deyi de çekip sürüklüyor ardından. Gergin yaşadık-ları için durmadan adrenalin salgılıyorlar.
İşte Turgut ve Süleyman Beyleri de bu adrenalin u-zun yaşatıyor.
