Türk yakın tarihinin en önemli kişisi
olan Mustafa Kemal Atatürk'ü yerli
yerine oturtmak ve ölümünden şunca
yıl sonra soğukkanlı olarak tartışmak
yararlı bir çabadır.
Buna kimsenin bir diyeceği olamaz.
Herkes "Kemalist" olmak zorunda
değildir.
İstiklal Mahkemeleri'nin uygulama
larından tutun da milli burjuvazi yara-
tılmasına ve batı değerlerinin sistemli
olarak kabul ettirilmesine kadar her
türlü davranış eleştirilebilir ve bunlara
karşı çıkılabilir.
Yalnız, bunları yaparken gözden ka-
çıılmaması gereken bazı gerçekler var:
Atatürk bir imparatorluk suba-
yıdır.
Bu yüzden bütün sorunları impara-
torluk anlayışına uygun olarak, "Ci-
hanşümul" yani evrensel çapta düşu
nur.
Taşra kapanıklığı içinde değildir.
Cephelerde geçen yaşamı hep sa-
vunmaya yöneliktir. İstila amaçlı bir
savaşta yer almamıştır.
"Yurtta barış, dünyada barış"
sloganının gerisinde, evini koruma
duygusu yatar.
Ölümünden önce, "Hitler ve Musso-
lini dünyayı büyük bir savaşa götüre-
cekler. Çünkü ikisi de gerçek asker de-
ğil ve savaşın insanlar için ne büyük
bir felaket olduğunu bilmiyorlar" diye-
bilmiştir.
Anti-emperyalist karakteri vardır.
20'nci yüzyılın başında geliştirdiği
kavramlar geçerliliğini yitirmemiştir.
Yapmaya uğraştığı reformların amacı,
bugün birçok dünya ülkesi için geçerli
amaçlardır
Kadınların daha özgür ve daha say-
gın bir yaşama kavuşmaları 21'inci
yüzyılın da sorunudur.
Cumhuriyetçilik henüz içi bo-
şalmamış bir kavramdır.
Kendi benliğini koruyarak batı de-
ğerleriyle bütünleşebilme, hem insan
hakları hem de gelişme açısından dün-
yanın en iyi modellerinden birisidir.
Din ve vicdan özgürlüğüne dayalı
bir laisizmden daha çağdaş bir rejim
örneği yoktur.
***
Bütün bu özellikler Mustafa Kemal'i,
önemini hala koruyan bir lider duru-
muna getirmiştir.
Düşünceleri ve amaçları bugün
de geçerlidir.
Zamanın hızına ve teknolojik geliş-
melere yenik düşen liderlerden değil-
dir
Çünkü zaman ve gelişme onu ya-
lanlamamış. tam tersine doğrulamıştır.
Geçen yıl yazdığım bir yazıda belirt-
tiğim gibi, yüzyıldan ayakta kalan
tek lider Mustafa Kemal'dir.
Bu genel çerçeveyi kabul ettikten
sonra Atatürk'le ilgili her türlü tartışma
yapılabilir ve eleştirilerde bulunulabilir.
Hasan Mezarcı'nın istediği böyle
bir tartışma ortamı değil. Atatürk'ün
yargılanması, hatta lanetlenmesidir.
Bunun mümkün olabileceğini pek
sanmıyorum.
Geçen yüzyılda, Alman ordularının
Alsace-Loreni işgali üzerine Fransız şa-
irin yazdığı iki dize aklıma geliyor.
"Ümidi gömülmez bir ülke-
nin/Beyhudedir gayretin mezar-
cı."
