Türkiye'deki her yerel seçim tartışma yaratır.
İktidar seçimin önemini küçültmeye, muhalefet ise büyütmeye çalışır.
1 Kasım seçimleri de böyle bir tartışma yaratacaktır.
Ancak bu kez işin daha önemli bir boyutu var:

Refah Partisi'nin oy artışı, Türkiye'de bir rejim meselesi olarak algılanma eğiliminde.

Basında bu konuda yorumlar çıkacak, kaygılar dile getirilecek ve sık sık "Cezayir" örneği verilecek.
Oysa bu başarıyı çok abartmamak gerekir.

İstanbul'da Refah Partisi'nin öne geçmesi, kentlerde başarı sağladığı anlamına gelmez.

Seçim yapılan mahalleler kentlilik bilincini yansıtmaktan çok, köyünden yeni kopmuş göçmenlerin güvensizliğini sergiler.

Ayrıca hep söylendiği gibi diğer partilere oy verebilecek olan serinkanlı ve örgütsüz seçmenin sandık başına gitmemesinin de sonuç üzerinde etkisi olmuştur.

Ne var ki bütün bunlar birer etkidir.

Refah Partisi'nin bir başarı göstermiş olduğu gerçeğini örtbas etmez.

XXX

Refah Partisi'nin başarısı, iktidar ve ana muhalefetin başarısızlığı anlamına gelir.

Türkiye'de iktidarda da tıkanıklık vardır, ana muhalefet olan ANAP'ta da.

Bu muhalefet boşluğu Refah Partisi'nin başarı şansını artırmıştır.

ANAP döneminin yolsuzluklarından bıkmış olan halk, DYP'ye sarılmış ama onlarda da umduğunu bulamamıştır.

SHP'nin muhalefet sahnesinden çekilmesi halkı daha radikal muhalefet cepheleri yaratmaya itmektedir.
Bütün bu gelişmeler birçok yazar arkadaşın sütununda aylar önce işlenmiş ve bu köşede de öngörülmüştü.

XXX

1 Kasım seçimlerinin yarattığı tartışma ancak bir erken seçimle biter.

Bu tarihi uzatabilir, ya da kısaltabilirsiniz ama dünden itibaren seçim için geriye sayma başlamıştır.

Eğer durumu bizim açımızdan değil de partilerin çıkarı açısından değerlendirecek olursak, yakın bir seçimden kurtuluşun tek yolu sağda bir birleşme yaratıp, yeni ANAP-DYP koalisyonunu kurmaktır.

Böyle bir gelişme DYP'ye zaman kazandırır, nefes aldırır.

ANAP ise muhalefette eriyen parti konumundan çıkar.

Böylelikle, Refah Partisi'ne kayan sağ oyların artışını da önleyebilirler.

Önümüzdeki dönemde böylesine gelişmeler görürsek şaşırmayalım.

Demirel bu formülü uygular mı sorusunun ise yalın bir cevabı var:
Demirel duruma göre davranan bir politikacıdır ve "Halin icabını" yapmakla ünlüdür.

İktidarını tehlikede gördüğü zaman hiç duraksamayacağına eminim.

XXX

1 Kasım seçimlerini iktidar kadar küçümsemeyelim ama Refah Partisi kadar da büyütmeyelim.

Türkiye Cezayir olmuyor.

Olağan seçim prosedürleri içinde yuvarlanıp gidiyor.