Dünya Değişirken – Zülfü Livaneli

Bugünlerde San Francisco çok ilginç konuklar ağırlıyor. Gorbaçov Vakfı‘nın düzenlediği “Dünyanın Durumu Forumu”, gelecek yüzyılın şekillendirilmesi bakımından son derece önemli bir toplantı ve bu öneme uygun olarak dünyanın dört bir köşesinden devlet adamları ile entellektüeller bir araya geliyor.
Forumun iki ana amacı var:
1. Dünyanın içinde bulunduğu durumu analiz etmek.
2. Ortak geleceğimizi yapıcı bir anlayışla biçimlendirebilmek için, 2000 yılına kadar devam edecek bir süreç başlatarak, temel öncelikleri, değerleri ve girişimleri saptamak.
Bu amaç; “yeni uluslararası önceliklerle ilgili, net bir vizyon geliştirmek” cümlesiyle de tanımlanıyor.

HAVEL’İN SÖZLERİ

Toplantının önemini, Vaclav Havel şu cümlelerle açıklıyor: “Modern çağın sona gerdiğini öne sürmek için birçok neden var. Birçok gösterge, yeni bir değişim çağına girdiği mizi, bir şeyler yok olurken başka bir şeylerin sancılı bir biçimde doğduğunu işaret ediyor.”
Foruma davet edilen kişiler dokuz ana gruba ait: Devlet ve hükümet başkanlığı yapmış tecrübeli kişilikler, günümüzün politik liderleri, iş adamları, bilim adamları, sanatçılar, entellektüeller, halk liderleri, dini önderler ve gençlik.

KONU BAŞLIKLARI

Dört gün boyunca yedi ana tema, yuvarlak masa tartışmaları şeklinde görüşülecek.
1) Global Güvenliğin Yeni Mimarisi
2)
Manevi Değerlerin Global Krizi ve Yeni Anlam Arayışları
3)
21. Yüzyıl Ekonomisi
4)
Sivil Toplumun Ortaya Çıkışı
5)
Bilimin Geleceği
6)
Çevre
7)
21. Yüzyılda Liderlik
Bu konularda, dünyamızın en güçlü beyinleri dört gün boyunca düşünce alışverişinde bulunacak.
Devlet adamları, geçmiş deneylerinin ve elde ettikleri gizli bilgilerin ışığında gelecekteki eğilimleri ve olasılıkları değerlendirecekler.
Telemedya teknolojilerinden uluslararası terörizme, ekonomiden internet sistemindeki özgürlük ve lisans sorunlarına, küreselleşmenin çelişkilerinden 21. yüzyıl eğitim biçimlerine kadar her şey masaya yatırılacak.
Böyle bir toplantıda Unesco Genel Direktörü Federico Mayor‘u temsil etmenin ve tartışmalara katılarak bir bildiri sunmanın yanı sıra, konuşulanları dinleme fırsatını elde edeceğim için kendimi çok şanslı sayıyorum.
Foruma Türkiye’den katılıyor olmak ister istemez Dışişleri Bakanlığı müsteşarı Onur Öymen‘in deyimiyle “milli forma giymek” anlamına da geliyor.
Unesco’ya karşı görevimi yerine getirmenin ötesinde, Türkiye’deki düşünce odakları için üstlenilecek bir ödev ortaya çıkıyor: O da bu önemli toplantının ufuklarını ve dünyanın en yakıcı gündeminin tartışıldığı boyutları, Türkiye’ye iletmek ve bizim için yeni olan bazı kavramları gündemimize sokabilmek.
Bu yüzden Amerika’dan yazı geçebildiğim günlerde konuya değineceğim ve döndükten sonra da konuya ilgi duyanları, sanki tartışmaları izlemişçesine bilgilendirmeye çalışacağım.
Okuyucu için böylesi daha rahat ve daha ucuz olacak. Çünkü forumu izlemek isteyenlerin ödeyeceği tutar 5.000 dolar. Bu küçük serveti ödeyerek kaç kişi dinleyici olarak gelecek bilmiyorum ama isteyenler ve İngilizce bilenler, forumun önemli bölümlerini CNN televizyonundan da izleyebilirler.
Bugünlerde CNN‘i Time Warner‘a satan Ted Turner da forumun temel taşlarından biri.