Dünya Değişirken – Zülfü Livaneli

Boğaziçi Üniversitesi’nin eskiden kitaplık olarak kullanılan konferans salonundayız.
Avrupa Topluluğu ile birlikte uluslararası Med-Campus grubunun bir semineri başlıyor.
Üniversitenin seçkin öğretim üyeleri ve çeşitli yabancı üniversitelerden bilim adamları yerlerini almışlar.
Konuşmalar İngilizce yapılacak.
Oturum başkanı saat 9.30’da toplantıyı açıyor ve büyük bir incelikle sözü bana veriyor.
Unesco adına, aklım erdiğince kültür ve kentleşme ilişkileri konusunda bir şeyler anlatıyorum.
Daha sonra yanımda oturan Şişli Belediye Başkanı Gülay Atığ konuşuyor.
Boğaziçi Üniversitesi mezunu olan Gülay Atığ‘ın, İngilizcesi ve rahat konuşmasıyla herkesi etkilediğini farkediyorum.
Bu kadar genç, modern görünüşlü ve kültürlü bir hanımın Belediye Başkanı oluşu iyi etki bırakıyor.
Profesör Meral Korzay‘ın daveti üzerine geldiğim bu toplantıya katılmanın doğru bir iş olduğunu anlıyorum.
Daha sonra Profesör Bülent Himmetoğlu konuşuyor.
İşte, “Kentsel, Kırsal, Kültürel Turizm Semineri” böyle hoş ve aydınlık bir havada başlıyor.

***

Oysa daha akşam liderleri izlememiş miydik televizyonda?
Birbirlerine sinirlenmemişler miydi?
Kimin yalan söylediğini ortaya çıkarmaya çalışan ve her adalesi tek tek gerilmiş yüzlerin, ihtiraslı ağızların pençesine düşmemiş miydik?
Böyle güzel bir Boğaziçi sabahındaki aydınlık, gülümseyen, uygar yüzlerin, dün akşamki sinir harbiyle ne ilgisi vardı?
Hem de aramızda genç bir politikacı olmasına rağmen!
Kimbilir kaçıncı kez Ankara politikasının, Türkiye gündeminden ne kadar kopuk olduğunu düşündüm.
Ve particiliğin politika demek olmadığı aklıma geldi.
Gülay Atığ gibi hoş bir insanın Belediye Başkanı olmasından memnundum. ANAP ya da başka partiden olması vız geliyordu.

***

Boğaziçi Üniversitesi Rektörlüğü’nün girişinde üniformalı bekçi dayı beni durdurdu.
Otomobilden indirdi.
Daha ben ne olduğunu anlayamadan “Şöyle dünya gözüyle sana bir sarılayım.” dedi. Kırk yıllık hasret gideren akrabalar gibi birbirimize sarıldık hiç tanımadığım bekçiyle.

***

İşte bu ülkenin güzelliği burada.
Kapıdaki bekçisiyle, salondaki rektörüyle, profesörüyle, belediye başkanıyla birbirine sevgi duyabilen uygar, aydınlık, pırıl pırıl insanlarımız var.
Çekiverin partilerin kuyruğunu.
İnsanlara bakın.
Sokakta, alışverişte, konserde, maaş kuyruğunda, okul sırasında, otobüs durağında, çarşıda, pazarda rastladıklarınıza dikkat edin.
Orada hala değerlerini yitirmemiş, sabırlı, dikkatli, sevecen analar, babalar, kardeşler, çocuklar göreceksiniz.
Paraları yetmiyor, sıkıntı çekiyorlar, üzerlerinde nice oyunlar oynanıyor ama alçakgönüllü bir sağduyu içinde bu ülkeyi sırtlarında taşıyorlar.
Toplantıdan dönerken, bu halkın bir üyesi olduğum için mutluluk yayılıyor içime.