Mimar Sinan gibi bazı mimarlar neredeyse eserlerinden daha ünlüdür. Ama kimi büyük mimarlar, müthiş eserler vermelerine rağmen unutuluşa terkedilirler. Eserlerin şöhreti onları gölgeler.
Sultanahmet Camii'nin mimarı Sedefkar Mehmet Ağa gibi.
Batılıların Mavi Cami dedikleri Sultanahmet, muazzam mimarisi ve gökyüzünde nazlı selviler gibi salınan altı minaresiyle bir şaheserdir, dünyaca da ünlüdür ama mimarından hiç sözedilmez.
Aynı kaderi karşısındaki müthiş yapının mimarları da paylaşmıştır.
Ayasofya dünyaca ünlüdür ama insanlık kültürüne bu eseri hediye eden mimarların pek sözü edilmez, onlar adına mimarlık ödülleri verilmez, sempozyumlar yapılmaz.
Oysa çok önemli mimarlardır bunlar.
Aydınlı Anthemius ve Miletli İsidore 6. yüzyılda bir mucizeyi gerçekleştirmiş ve insanlığa Ayasofya'yı kazandırmışlardır.
★★★
Geçenlerde izlediğim bir İngiliz belgeseli Ayasofya'nın "Dünyanın en pahalı binası" olduğunu anlatıyordu.
İmparator Justinianus'un emriyle yapılmış olan Ayasofya'ya bugünkü parayla bir milyar pound harcanmış.
Bina bittiği zaman Bizans hazinesi de tamtakır kalmış.
İmparator Justinianus, mimarlardan imkansızı başarmasını istemiş. Binanın altı dinsel gücü temsil eden bazilika formunda köşeli olacak ama üstüne dünya iktidarını vurgulayan yuvarlak bir kubbe yerleştirililecekmiş. Yani binanın altı Doğu Roma, üstü Batı Roma tarzında olacakmış.
Mimar hemşehrilerimiz bu sorunu çözmek için çok uğraşmış ama sonunda başarmışlar.
Dünya tarihinin en pahalı binası olan Ayasofya, altı yılda bitirilmiş.
İstanbul'u yıkan depremlere dayanıklı olabilmesi için de tuğla tozu karıştırılarak esnemesi sağlanan özel bir harç icad edilmiş. Ve gerçekten müthiş depremlere direnmiş Ayasofya.
Ama ne yazık ki yapıldıktan sadece 20 yıl sonra 557 depreminde kubbesi çökmüş, sonradan yeni bir kubbe yapılmış.
★★★
Aydınlı Anthemius, Miletli İsidore, Ağırnaslı Mimar Sinan ve Kastamonulu Mehmet Ağa iyi ki bugünün İstanbul'unu görmüyor ve dünya çapında eserler diktikleri bu muhteşem şehrin sefaletine kahrolmuyorlar.
Ayasofya'nın yapımıyla uğraşan iki mimara, şehrin 1400 yıl sonraki halini gösterselerdi herhalde ikisi de inanmazdı.
Binyıllara meydan okuyan Ayasofya ve yüzyıllara dayanan Sultanahmet ve Süleymaniye yeni bir İstanbul depreminden de kurtulacak ve varlıkları sürdürmeye devam edecekler.
Bakalım biz ne yapacağız?
