Tarih kitapları Osmanlı'nın Girit'i al-
mak için verdiği uzun mücadeleler-
den sözeder. Bu adayı zaptetmek
için çok kan dökülmüştür.
Hatta padişahın bu işten yorgun düştüğü
ve "Bana Girit sözü etmeyin bir daha!"
diye öfkelendiği anlatılır.
Rivayete göre Girit zaptedildiği zaman da
bunu padişaha söylemek epeyce güç olmuş
ve sonunda o gün yemekte ne olduğunu sor-
masını fırsat bilip "Padişahım; yemekte tirit-
Alındı Girit" denilmiştir.
Müthiş bir adadır Girit.
Homeros'un sözünü ettiği şarap rengi de-
nize inen sarp uçurumlar başını döndürür in-
sanın. Aşırı güzellikten içiniz kamaşır.
Giritliler bizim Karadenizliler gibi siyah giy-
sileri, dizlerine kadar çektikleri çizmeleri, tes-
bihleri ve Kayzer Wilhelm tarzı yukarı kıvrılmış
bıyıklarıyla pek cakalı adamlardır.
Kemençe çalar, tütün sarar ve Türkler'den
öğrendikleri yanık "amane"ler söylerler.
Giritliler'in soyadları akis'le biter: Theodo-
rakis, Hacıdakis soyadları, onların Giritli oldu-
ğunu belirten bir nişan gibidir.
Bir ünlü akis daha vardır dünya sanatında:
Büyük romancı Nikos Kazancakis.
1982'de 7 konser vermek üzere Girit'e git-
tiğimde bu büyük romancının İraklion'daki
kabrini ziyaret ederek bir demet kır çiçeği koy-
muş ve o kentteki konseri ona adamıştım.
★★★
Nikos Kazancakis çok garip bir sen-
tezi başarmaya çalışmış bir Giritli'ydi.
Ömrü boyunca Buda'yı, Lenin'i ve Ni-
etzsche'yi harmanlayarak kendine yeni bir
öğreti yaratmaya çalışmıştı.
Romancının yaşamını merak edenler "El
Greco'ya mektup" adlı özyaşam öyküsünü
okuyabilir ve bu büyük romancının metafizik
spazmlarını algılayabilirler.
Kazancakis'in, Girit bağımsızlık müca-
delesini anlattığı Kaptan Mihalis adlı roma-
nı bizde yasaklandı ama Zorba eseri de bir o
kadar ünlendi.
Gündelik yaşamın dar kalıpları içine sıkışa-
rak ürkek farelere dönmüş ve durmadan den-
ge-çıkar kollayan insanoğlunun suratına atıl-
mış bir tokat gibidir Zorba.
Çünkü o, "ehemmi mühime tercih eder";
yani sahte kurallar ve üç günlük çıkarlar için
hayatın özünü ıskalamaz. Yaşadığı her dakika,
gökyüzüne savurduğu çılgın bir minnet türkü-
südür.
Serseri bir ruhtur o; zayıflıklarından, üzün-
tülerinden zaferler çıkarır, utançla eğilmiş baş-
lara gururlu olmayı ve defne çelenklerinden
taç giymeyi öğretir.
★★★
Nikos Kazancakis'in yarattığı bu Gi-
rit destanı, hemşehrisi olan Mikis
Thedorakis tarafından müziklendi ve 20.
yüzyılın en tanınmış melodilerinden biri olarak
tarihteki yerini aldı.
Macar Devlet Balesi'nun sunduğu bu eser,
bütün dünya gibi İstanbul'da da coşkuyla al-
kışlandı.
Seyirciler, yüreklerinin bir yanına gömme-
ye çalıştıkları Zorba kimliklerini hatırladılar;
Dionisos coşkularına kapıldılar.
Emeği geçen herkese bravo!
Daha önce bize "Red Giselle" gibi müthiş
bir bale seyrettiren Pamukbank'a da Zorba
için tekrar teşekkürler.
