Büyük kitle partileri, ülkedeki meşru
eğilimleri yansıtan bir denge izlerler. Vaz-
geçemeyecekleri, daha doğrusu vazgeç
memeleri gereken tek ilke demokrasidir.
Turgut Özal ANAP içindeki grup-
ları dört eğilim diye nitelemiş ve bir par
ti için zayıflık olarak görülebilecek bu
ayrışmayı, bir avantaj olarak sunmuştu.
Sayısı ne olursa olsun çeşitli eğilimle
rin, bir kitle partisi olan DYP içinde de
odaklandığı bir gerçek.
Süleyman Demirel'in partisinde
birbiriyle taban tabana zıt politik görüş
lere sahip insanlar yanyana.
Hatta hükümetin DYP kanadında
bile, değişik siyasi üsluplar ve anlayışlar
bulunduğunu görmek mümkün.
XXX
Süleyman Demirel bir politikacı
olarak, imaj değiştirmenin en parlak ör
neğini yarattı.
Daha bir yıl öncesine kadar Süley
man Demirel ismi geçince, kafaların
da tatsız anılar canlanan insanlar, bu-
gün bu politikacının şahsında bir devlet
adamı olgunluğunu ve demokrasiye sa
hip çıkma işlevini görme eğilimindeler.
Türkiye'deki demokratik güçlerin bi
rara düşman ilan etmiş olduğu Demi
rel bugün Nelson Mandela ile aynı
kefeye konuluyor.
Bu kadar büyük bir imaj değişikliği,
içtenlik olmadan başarılamaz.
Herkesi, her zaman kandırmak
mümkün değildir.
Demek ki geçen zaman ve yaşanan
acı tecrübeler Süleyman Demirel'i bir
siyasi olgunluğa ulaştırmış ve görüşle-
rinde köklü bir değişikliğe yol açmıştır.
XXX
İyi ama Demirel için doğru olan bu
değişim, bütün parti için düşünülebilir
mi?
DYP örgütünde kaç kişi demokrasi-
yi Süleyman Demirel gibi anlıyor?
DYP Meclis grubunda kaç parla-
menter, Demirel'in "Kürt realitesi-
ni tanıma" kararına katılıyor?
Hatta hükümet içinde kaç bakan in-
san haklan konusunda Demirel ile ay-
nı görüşü paylaşıyor?
XXX
Bana bunları düşündüren, kitaplı-
ğımda bulduğum eski bir dergi oldu:
Yeni Ufuklar dergisinin 1965 yılında
yayınlanmış olan 157. sayısı.
Adalet Partisi'nin yayın organı
olan bir gazete, Çetin Altan'a saldır-
mış, annesine hakaret etmiş ve kişiliğiy-
le ilgili olarak ağıza alınmayacak iftiralar
savurmuş.
Yeni Ufuklar dergisi de hem başya-
zısında, hem de içindeki yazılarda, bu
kalem emekçisini Adalet Partisi'ne
karşı savunmaya çalışıyor.
İlhan Selçuk "Nurhayat Altan'dan
özür diliyoruz" adlı yazısında şöyle de-
mekte:
"Adelet Partisi organı gazete Çe-
tin'in annesine hareket etmek için Mil-
li Emniyet raporu olduğunu iddia ettiği
bir vesika yayınlamış. Eğer devlet, me-
murlarına para verip, yazarlar için böy-
le raporlar düzenliyorsa, bu bir skan-
daldır.
Bu memlekete Çetin Altan gibi bü-
yük bir değer vermekten başka suçu ol-
mayan bu İstanbul hanımının adını
böyle çirkin bir biçimde gazete sütunla-
ında görmek hepimiz için mesleğimiz
adına bir utanç olmuştur."
XXX
Nereden nereye?
Bir zamanlar demokrat insanlar için
ülkeyi cehenneme çeviren Adalet
Partisi'nin mirasçısı DYP, bugün de-
mokrasi ve insan hakları mücadelesi
veriyor.
Belki de içinde aynı eğilimleri barın-
dırarak...
