Bugünlerde iki kitap düşmüyor elimden: Birisi Şair Eşref, öteki Neyzen Tevfik. Bu iki vicdan sahibi adam ülkedeki bozulmayı, çürümeyi, kültür yozlaşmasını, siyasi kirlenmeyi görüp müthiş acı çekmişler. Şiirlerinden bu acı belli oluyor. Uyarılarının hiçbir işe yaramadığını ve koskoca bir ülkeyi kaybettiklerini anlayıp çaresizlikten hicve ve küfre vurmuşlar kendilerini.Hem de ne küfür! Kitaptaki şiirlerin birçok kelimesi nokta noktalarla geçiştiriliyor, aslı yazılamıyor. Dilleri biraz eski, ne yazık ki yeni kuşakların anlayacağı gibi değil ama bugünkü dile çevirseniz sanki günümüzün olaylarını anlatıyor gibiler. Eşref, yabancı sözcük kullanma merakını da eleştirerek bakın memlekete nasıl sesleniyor:”Ey vatan ver elini sıkayım/ Elimizden gidiyorsun adiyö/ Çeşm-i şefkat ile baktıkça sana/ Beni mahzun ediyorsun adiyö”Şair haklı çıkmadı mı? Çıktı!Şiirin yazılışından bir süre sonra Osmanlı mülkü perişan olmadı mı? Oldu.Bu şiiri bugün “Elimizden gidiyorsun good bye!” diye söyleyebiliriz.Yunanistan ve Kıbrıs sorunları o zaman da çok tartışılırmış. Neyzen şöyle yazıyor: “Nasıl olsa binecek üstüme Rum kardaşlar/ Semerimi nalımı enseledi Osmanlı/ Padişahım, yularım bari başımda kalsın/ Beni at zannederek gem takacak Yunanlı”Yazıyı büyük müzik ustası Neyzen Tevfik’in 1936’da yazdığı bir müzik eleştirisiyle bitiriyor ve diyorum ki; üstat ne mutlu sana ki bugünkü televizyonları görmedin. “Tüylerim ürperiyor duydukça Musiki namına zillet şu sazı/ Yurdumuzdan azametle yayılır Cehaletin dünyaya avazı/ Okuyuşta daha hâlâ tecvid ağzına s……m madrabazı/ Radyodan her gece Batı’nın yüzüne/ Geğirir zannederim bu yobazı”