Bu ülkede hem benim yaş kuşağıma mensup, hem de vicdan sahibi olan insanlar arasında, bir dönem Ecevit’e umut bağlamamışların sayısı pek azdır herhalde. Genç yüreklerimizde fırtınalar yaratan, değişimin, emeğin, aydınlığın lideriydi Karaoğlan. “Bu düzen değişmeli!” diye haykırdığı anda milyonlarca kişiyi ayağa kaldıran bir toplum önderiydi. Sonra herkes bazı hayal kırıklıkları yaşadı. Solda birlik, AB üyeliği, meclis uygulamaları gibi bazı konularda ona küsenler, kırılanlar oldu. Benim açımdan en büyük hayal kırıklığı ve acısı hâlâ içimden çıkmayan icraatı; o malum af uygulamasıydı. Ama bunların hepsi bitti artık. Nazım’ın büyük şiirinde söylediği gibi, Ecevit de “Ayrılık yaklaşıyor her gün biraz daha / Güzelim dünya elveda / Ve Merhaba kainat!” diyerek gitti. Hayatımıza damgasını vurmuş olan lider tarihteki yerini alıyor. Nur içinde yatsın.

Gece yarısı Dubai havaalanında duyduğum ölüm haberi beni alıp yıllar öncesine götürdü. Onu ilk kez gördüğüm günü hatırladım. Galiba 1974 yılıydı; Stockholm’de yaşıyorduk. Bülent Ecevit, Turan Güneş’le birlikte İsveç’e gelmişti. Stockholm Büyükelçiliğimizde onunla kısaca sohbet etme olanağı bulmuştum; ilk albümümü hediye etmiştim. O sıralarda İsmail Cem dostumun çıkarmakta olduğu Politika Gazetesi’ne haftalık yazılar yazmaktaydım. Bu gazete için Olof Palme ile Ecevit üstüne bir röportaj yaptım. Olof Palme, Ecevit’i yere göğe koyamıyor, ona övgüler yağdırıyordu. Şimdi düşünüyorum da her şey ne kadar uzak; Olof Palme öldürüldü, Bülent Ecevit öldü, Türkiye ve dünya onların düşlediğinden bambaşka bir mecraya doğru sürükleniyor ve ben yine gazeteye yazı yazıyorum.

Onu kendi şiiriyle uğurlamak en iyisi galiba: Kim bilir insanda son kalan gözler görür mü dünyayı uzaktan kim bilir küçülür mü dünya büyür mü uzaktan kim bilir küllenir mi dünya özlenir mi uzaktan

Güle güle Karaoğlan.