Dostlar el ele vermiş, harika bir albüm, harika bir DVD çıkarmışlar ortaya. Emel Sayın, Münir Nurettin Selçuk şarkıları söylüyor, orkestrayı Timur Selçuk yönetiyor. Yapımcı ise Mustafa Oğuz. Bu kadar yaratıcı insan bir araya gelince işte böyle nefis bir albüm çıkıyor ortaya. Hepsinin eline, diline sağlık.
Münir Nurettin Selçuk müziğimizde aşılamayan bir zirve olarak kaldı. Hem de yalnız Türkiye’de değil, bölge ülkelerinde de… Geçenlerde Yunanistan’ın Sakız adasındaydım. Mikis Thedorakis onuruna verilen bir konserde ünlü şarkıcı Glikeria söylüyordu. Daha sonra deniz kıyısında yemeğe gittik. Yemek boyunca Glikeria, Münir Nurettin Selçuk’a duyduğu hayranlığı anlattı. “Ne müthiş eserler, ne büyük bir ses” dedi durdu. Zaten Glikeria’yı bir kez dinlemek, bu müthiş şarkıcının ses tekniğini hangi köklerden aldığın hemen ortaya koyuyor. Münir Nurettin hayranı olması çok hoşuma gitti. Emel Sayın hayatımızda hep bir ışıltı gibiydi. Bir pınarın çağıldamasını hatırlatan berrak sesi, Doğu sanatlarının bütün süslemelerini, işlemelerini ve cilvelerini içinde barındıran bir tarz oluşturmuştu. Ve yıllar boyunca onu dinleyen milyonlarca insana hep mutluluk, iyilik, güzellik ve dinginlik dağıttı. Emel’i son olarak birkaç hafta önce Dolmabahçe Sarayı’nın 150. yılı dolayısıyla düzenlenen konserde gördüm. Bir ara sahnede yan yana düştük ve biraz oradan buradan konuştuk. Aslında bir çalışma projemiz vardı, yarım kaldı. Kanun üstadı Halil Karaduman’la birlikte bize gelmişlerdi, benim bestelerden seçecektik. Tam çalışmaya başlamıştık ki bir telefon geldi ve Emel Sayın’ın yüzü allak bullak oldu. Zeki Müren ölmüştü.Dünyanın orta direği kırılmış gibi bir dehşet içine düşmüş olduğunu hatırlıyorum. Hayatımda onu mutsuz ve şaşkın gördüğüm tek an odur. Şimdi son albümündeki harika yorumunu, insana neşe veren tarzını dinliyor ve mutlu oluyorum. Emel’in, Timur’un, Mustafa’nın eline sağlık. Plakçılık sektörünün çöktüğü bir dönemde bize böyle ilginç bir CD ve DVD hediye ettikleri için hepsini kutluyorum.
