KÖŞE yazarları zaman zaman
"Türkiye'nin en büyük sorunu"nun ne olduğu konusundaki
görüşlerini yazarlar.
Kimine göre Türkiye'nin en
büyük sorunu eğitimdir; kimi dini özgürlüklerin kısıtlanmasını
en büyük sorun olarak görür, kimi her derdin altında solculuk,
sağcılık arar.
İZİN verirseniz bugün ben de
bu geleneğe uyarak, "Türkiye'nin en büyük sorunu"nun ne
olduğunu keşfetmeye çalışayım.
Birçok sorunumuz var.
Şairin dediği gibi "Dert çok,
hemdert yok!"
Ama galiba temel sorun, bu dertlere çözüm bulunup bulunamamasında yatıyor.
Biz sorunlarımızı çözemiyoruz, çünkü geleneğimizde ŞİDDET var.
Şiddet, kültürümüzün temel öğeleri arasında.
Evde kadınlara ve çocuklara yönelen şiddet!
Siyasette şiddet!
Ticarete şiddet!
Sporda şiddet!
Namus anlayışında şiddet!
Dinde şiddet!
Karakolda, hapiste şiddet!
Medyada şiddet!
Bu kadar yoğun ve keskin bir şiddet ortamında, sorunlarımızı insan gibi konuşa konuşa çözme yeteneğimizi yitiriyor ve giderek mafyalaşıyoruz.
Günümüzün Türkiye'si mafyaların mücadele alanı.
Çünkü kimin gücü, kime yeterse o haklı (!) oluyor.
Şiddet giderek, adalet mekanizmasını da sakatlamakta.
Herkes "ihkak - ı hak!" peşinde.
AYNAYA bakıp kendimizle yüzleşemezsek sorunlarımızı da çözemeyiz.
Ne yazık ki şiddet bizim toplumsal yapımıza işlemiş.
Geleneklerimizde, köy adetlerimizde, Dede Korkut'tan buyana birçok destan ve masalımızda inanılmaz şiddet öğeleri var.
Kadın erkek ilişkilerimiz şiddet dengesi üzerine kurulu!
MADEM ki şiddet geleneği kültürümüzden kaynaklanıyor, o zaman bunun çözümü de yine kültürde.
Şiddet karşıtı bir kültür oluşturmadan, barışçı ve uygar çözümlere ulaşmamız mümkün değil.
Ne yazık ki Türkiye'nin en büyük sorunu şiddet!
