Bugünlerde stüdyo, albüm, konserler derken müzik beni özlediğim serin bir deniz gibi içine alıverdi. Ve ben belki bininci kez müziğin hayatımızdaki önemli yerini düşündüm. İnsanın kendisini ifade etmesi için müzikten daha etkin bir yol var mı bilmiyorum. Şarkısı susan bir yürek yaşıyor mu yaşamıyor mu bilinmez. Bir de şiir elbette. Konserler için repertuar hazırlarken kırk yıl içinde bestelediğim şiirler dolaşıyor elimde. Ne büyük şairler bunlar, ne şiirler, ne söz kudreti, ne anlatım. Bu büyük şairlerin unutulmaz şiirlerini bestelemek şansına eriştiğim için şükrediyorum. Mesela Nazım Hikmet’in otuza yakın şiirini bestelemişim. Karlı Kayın Ormanı, Kız Çocuğu, Hoşgeldin Bebek, Memetçik Memet, Bulut mu Olsam, Vapur vs. bunların en tanınmışları. Eşrefoğlu Rumi, Orhan Veli, Sabahattin Ali, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Ülkü Tamer, Refik Durbaş, Yaşar Kemal, Ahmet Kutsi Tecer, Cemal Süreya. İlhami Bekir Tez ve daha sayamayacağım kadar büyük şair. Ve Federico Garcia Lorca, Louis Aragon, Bertolt Brecht. Paul Eluard. Bu isimleri arka arkaya düşününce, ömrümün bir nikâh memuru gibi geçmiş olduğunu görüyorum.Sürekli olarak söz ve müziği evlendirmeye çalışan bir nikâh memuru. Şiir nerede başlar, nerede biter belli değil. Bazen en süslü, en tumturaklı sözler şiir unvanına erişemezken, gün olur, iki gündelik sözün arka arkaya gelişi yüreğinizi derinden ürpertir ve “İşte şiir!” dedirtir size. Nazım’in şu dizelerine bakın mesela: “En güzel deniz henüz gidilmemiş olandır/ En güzel çocuk henüz büyümedi/ En güzel günlerimiz henüz yaşamadıklarımız/ Ve benim sana söylemek istediğim en güzel söz Henüz söylememiş olduğum sözdür.”Bu şiiri 90’lann başında “Saat 4.. Yoksun” albümü için bestelemiştim. Şimdi konser repertuarına alırken yeniden çarptı beni. Hayata böylesine umutla bakmak, böylesine hasretle sarılmak ne kadar büyük bir yürek gerektiriyor değil mi? Ah Türkiye’nin sağı, ah solu! Nazım’in ideolojiden dolayı değil, şairliğinden dolayı büyük olduğunu anlayıp da bu büyük evladına saygı göstermeyi bilebilseydin, bugün bambaşka bir ülke olacaktın. Çünkü o, politikacı değil büyük bir şairdi. Baksanıza Sovyetler Birliği yıkıldı gitti ama şair sözü dimdik ayakta. İsterseniz onun düşüncesini devam ettirerek bitirelim yazımızı: “En güzel şiir henüz yazılmamış olandır. En güzel şarkı henüz bestelenmedi.”
