Manşetler değişmeye başladı.
Koalisyon Hükümetinin yelkenini dolduran umut rüzgarları yön değiştiriyor gibi.

Başından beri hükümeti destekleyen basında "Bu parayla kim geçinir?" gibi manşetlere rastlanıyor.

Basın bu gibi başlıkları belirlerken, ülkeden kopuk bir karar mekanizmasına sahip değil.

Halktaki eğilimler basının da tavrını belirliyor.

Bu bakımdan, eğer böyle hoşnutsuzluk belirten yayınlara rastlanıyorsa, bunun nedenini halk denizindeki dip dalgalarında aramak gerekir.

Basın halkın istekerine kayıtsız kalamaz.

XXX

Hoşnutsuz sesler daha çok zamlardan ve memur maaşlarındaki yetersiz artıştan kaynaklanıyor.

Bu hükümet, bir bankacı dostumuzun deyişiyle; "Pazarlamada asla yapılmaması gereken bir hataya düştü. Beklentileri yükseltirseniz, insanlar sizin sağladığınız yararları eski durumla değil, beklentileriyle kıyaslarlar. Ve o zaman da siz kaybetmeye mahkumsunuz.

Geçim sıkıntısının eleştiri yaratması doğaldır.

Ama öncelikler sıralamasında geçimden daha da önemli bir konu var: Can güvenliği.

XXX

Türkiye'de terörü sadece Güneydoğu ile sınırlandırmak yanlış. Çünkü terör çok değişik kaynaklı ve gündelik hayatımızın içinde.

Kürt ayrılıkçı hareketinden kaynaklanmayan ve ayrı amaçlar taşıyan bir sürü gizli terör örgütü var.

Hatta gündelik hayatımızın her an amaçsız bir terörle karşı karşıya olduğu söylenebilir.

Eğer bir ülkede maç seyircisi döverek adam öldürüyorsa,

eğer en sıradan trafik sürtüşmeleri tabanca kurşunlarıyla sonuçlanıyorsa,

eğer eğlence yerlerinde kırılan tabaklara, dökülen içkilere karışan insan kanı talaşla süpürülüyorsa,

Eğer küçücük okul çocukları, bahçeleri korumak için takılmış elektrikli tellerle can veriyorsa,

Eğer kış günü, camları sıkı sıkıya kapalı bir otomobilin içinde gitmekte olan sevgililer, "Dur emrine uymadı!" gerekçesiyle enselerinden kurşunlanıyorsa,

Eğer bir ülkede her yıl onlarca genç insan gözaltında ölüyor ya da ortadan yitip gidiyorsa,

Eğer yasal partilerin il başkanları evlerinden alınıp götürülüyor ve birkaç gün sonra başlarından kurşunlanmış olarak bulunuyorlarsa,

Eğer insan öldürmeye topyekun karşı çıkılmıyor ve namus için adam öldürmek destekleniyor, ideoloji uğruna adam öldürmek savunuluyor ve erkeklik için adam öldürmek övünç sebebi oluyorsa,

O ülkede ciddi bir terör yaşanıyor demektir.

Böyle bir ülkede insan haklarını rayına oturtmak isteyen bir Başbakanın işi hiç kolay değildir.

Bunun yolu toplumun bütününe bir tek kuralı iyice anlatmaktan ve içe sindirebilmekten geçer:

Dünyadaki en kutsal değerin, insan hayatı olduğu kuralını.