Netameli konulardan biridir bu. Baskıdan kurtulan ya da kurtulmaya çalışan her grubun alınganlığı, kendini ifade gayreti ve kimlik ispatı kavgası bu grupta da görülür. Bu yüzden çoğu kişi bu konuyu yok sayar ve böyle konuların yanından dolaşmayı tercih eder. Aslına bakarsanız ben de öyle yaparım. Yalnız bundan on bir yıl önce Milliyet Gazetesi’nde yayınlamış olduğum bir köşe yazısı, bu konuda yanlış anlaşılmama ve şimşekleri üzerime çekmeme neden olmuştu. Hatta o günlerde bir televizyon programına birlikte katıldığımız Orhan Pamuk, “O kadar kızıyorlar ki seni çiğ çiğ yiyecekler!” demek gereğini duymuştu. Aradan bunca yıl geçti; ben bu yazıdaki yanlış anlamayı düzeltemedim. Şimdi, o yazının konusu olan bir yazarın mahkûm edilmiş olması bana o günleri bir kez daha hatırlattı ve bir düzeltme yapma fırsatı verdi. Konu eşcinsellik değil şiddetti. Okurlarım bilir; şiddetin her türlüsü midemi bulandırır benim ve aşırı tepki vermeme neden olur. İnsan soyunun birbirine işkence etmesini anlayamam, kavrayamam, kabul edemem. Bu yazının konusu da genç bir kıza yapılan işkence ve tecavüzdü. Beyoğlu’nda bir evde, sanat çevrelerinde tanınan iki kişi bir genç kızın göğüslerinde sigara söndürmüş, ağzını yüzünü patlatmış, hurdahaş hale gelen kızcağıza tecavüz etmişti. Kız bir yolunu bulup sokağa kaçamasa belki de canından olacaktı. Bu olay ve genç kızın gazetelerde yayınlanan korkunç fotoğrafları her zamanki gibi bir öfke dalgasına kapılmama neden oldu. Bunu yapanları ağır bir dille eleştirdim. Ama failler sanat çevrelerinde tanınan kişilerdi; bu yüzden derhal olayı saptırmanın bir yolunu buldular. Bazılarının eşcinsel ilişkilerinin olması, olayın çarpıtılarak benim eşcinsellere hücum ettiğim sonucunu çıkarmalarına vesile oldu, aleyhimde bir kampanya düzenlediler. Oysa ben böyle bir şey yapmamış, sadece şiddeti eleştirmiştim. Töre cinayetlerini işleyenleri, genç kızlara, çocuklara tecavüz edenleri her gün eleştiriyorduk; failler sanat kültür çevresinden olunca susmamız mı gerekiyordu. Elbette ki hayır! Şimdi bu suçu işleyenler cezaya çarptırılmış. Yani suçları sabit olmuş. Hapishane deyimiyle “Allah kurtarsın!” demekten başka bir şey gelmez elimizden. Ama bu vesileyle on bir yıl sonraki düzeltmemi yapmama izin verin: Ben hiçbir gruba, hiçbir kişiye saldırmam. Eşcinsellerin yaşamı da kendilerini ilgilendirir, onları suçlayan tek bir cümlem yoktur. Hatta onlara yapılan haksızlıklara karşı çıkarım. Ama şiddet başka bir şey. Kim yaparsa yapsın, şiddet bir sapıklıktır; insanoğlunun bozulmasıdır, bir hastalıktır .Hele genç bir kızın göğüslerinde sigara söndürüp suratını yumruklarla dağıtarak tecavüz etmenin hiçbir kitapta yeri yoktur.