Geçenlerde yazdığım ve “taraf olmanın zorluğu”nu anlatan yazımı bir kez daha hatırlamanızı diliyorum.Bu karmaşık çağda kime karşı olduğumuz belli; bunu belirlemek kolay.Ama kiminle beraberiz?İşte bu sorunun cevabını vermek zor.Lübnan’daki İsrail bombardımanı ve sivil halkın çoluk çocuk demeden katledilmesi kendisine insanım diyebilen herkesin yüreğini kanatmaya devam ediyor.Çocuk cesetleri karşısında sessiz ve tepkisiz kalmak mümkün değil.Ama işin ince noktası şu:Bu bombaları atan İsrail’e tepki duymak, Hizbullah yandaşı olmayı gerektirmez.Bir insan düşünün: Türkiye’de laikliğin tehlikeye girmesinden korkan, gelişmelerden kaygılanan bir Türk yurttaşı.Türkiye’nin Atatürk çizgisinde ilerlemesini ve İran’a benzememesini istiyor.Aynı zamanda da Lübnan’da parçalanan çocuklar için gözyaşı döküyor.Ama iş, konunun siyasi boyutunu düşünmeye gelince her şey birbirine giriyor.Çünkü savaşın tarafı olan Hizbullah İran’daki molla rejiminin uzantısı.Onun silahlandırdığı ve Orta Doğu’daki hesapları için şiddet eylemlerine yönelttiği bir kuruluş.Siz Türkiyeli laik bir kişi olarak İran’ın İslam devrimini ihraç etmesine karşısınız elbette.Peki o zaman tarafınız hangisi?Kime karşı olduğunuz belli ama (masum kurbanlar dışında) kiminle berabersiniz?İsrail’in bombaları altında can veren sivillere yüreğiniz kanarken, sizi “Yaşasın Hizbullah!” dolayısıyla “Yaşasın Ahmedinecad!” diye bağırtmak istiyorlar.Bunu yapacak mısınız? Kusura bakmayın dostlar ama dünya o kadar kirlendi ve iğrenç hesaplar o kadar iç içe girdi ki bizim gibi bağımsız insanlar için tek sığınak vicdandır artık.İnsan canını, insan onurunu korumanın tek yolu silah çeken, bomba patlatan, Lübnan’da, Irak’ta, İsrail’de, Suriye’de, İran’da masumları katleden her ele karşı çıkmaktır.Bir ülkenin, bir dinin, bir ırkın mensubu olmak, öldürülmeyi haketmek anlamına gelmez.Arap çocukların da kanı kırmızı akar, Yahudi çocukların da, Fars çocukların da.Nazilerin katlettiği Yahudi çocukların acısı filmlerde seyrettiğimiz zaman bile yüreğimizi burktuğu için, bugün gerçek bombalar altında parçalanan gerçek çocuk vucutları karşısında isyan etme hakkını kendimizde buluyoruz.Çünkü biz vicdanımızı kimsenin politik hesaplarının emrine vermiyor ve öldürmelere toptan karşı çıkıyoruz.Eğer Londra’daki komplo gerçekleşse ve yüzlerce masum insan uçaklarda parçalansaydı, hangi kutsal dava bunu haklı göstermeye yetebilirdi?Bu yüzden diyoruz ki; insan öldüren herkese karşıyız; insanları seven herkesle beraberiz.Bağımsız vicdanlar için tek yol bu.