Her insanın arkadaşlarına, eşine dostuna anlattığı hikâyeler vardır. Okuma yazma bilenler bu hikâyeleri yazıya da dökebilir. Bu açıdan bakınca herkes yazar olabilir. Zaten son zamanlarda üç beş satır çiziktirip kitap yazan yazana. Kitapçılar, abur cubur kitaplara gömülmüş durumda. Ama bunca “yazar” arasında bazı kişileri “iyi yazar” sınıfına sokan, kitaplarını okunur kılan, onları “edebiyat cumhuriyeti”nin yurttaşı yapan sır nedir? Ne ayırır onları diğerlerinden? Hayal gücü mü, dil ustalığı mı, gözlem yeteneği mi? Şimdi elimde bir kitap var. Bize hem güzel hikâyeler anlatıyor hem de yazma sorunları üzerine düşünüyor. Bu arada bizi de birlikte düşündürüyor. Kitabın arka kapağında şu sözlerim yer alıyor: “Zafer Köse, ‘Evin Yolu’nda bir araya getirdiği hikâyelerinde, çok severek okuduğum düşünce yazılarından aşina olduğum derin duyarlığı ve dil işçiliğini daha da öteye götürmüş. Hayatın içinden konuların yalınlık ve samimiyetle işlendiği bu hikâyeler, insan varoluşunun temel meseleleri üzerinde düşünmeye itecek okuru. Karşımızda özgün sesini bulmuş bir edebiyatçı var.”

Şimdi bu düşüncelerimde yalnız olmadığımı görüyorum. Çünkü bizim www.livaneli.net forumu üyeleri “Evin Yolu” üstüne çok ilginç düşünceler yazmış. Bunlardan birkaçını sizinle paylaşmak bana zevk veriyor.

“Evin Yolu’nu okuyalı birkaç gün oldu. Bazı öyküleri dönüp dönüp tekrar okuyorum. Öyküler kısa fakat etkileri çok derin… Yazar, bir okuma planı yapmış bizler için; öyküleri sırasıyla, 1’er dakika ara vererek 2 günde okumamızı ve 3. günden itibaren okur dostlarla paylaşıp tartışmamızı öneriyor… Ama ben sıradan gitmediğimi itiraf ediyorum. Çok doğal bir şekilde, üzerinde fazla düşünmeden, ‘öyle’ kabul ettiğimiz kavramları didik didik ediyor. Kitabı kapattıktan sonra da hissettirdikleri, düşündürdükleri ve özellikle sordurduğu sorular insanın peşini bırakmıyor. Tek tek öyküler, öyküdeki karakterler ve olaylar, yaşantımızdaki izdüşümleri üzerine çok uzun uzun yazılıp konuşulmayı hak eden bir kitap olmuş Evin Yolu. Umarım çok insana ulaşır, çok insanı düşündürür.” Selmin

“Evin Yolu adlı öykü kitabını büyük bir zevkle okudum. Yirmi Birinci Öykü ile başladı bu yolculuk. Avuç İçinde adlı öykü ile badik badik yürüyen küçük kızın arkasından bakan sanki bendim. Sonra Evin Yolu’nda babasının kollarında havalara sıçratılan küçük kız oldum. Yıllarca adlı öyküde hastane koridorlarına hiç mi hiç yabancılık çekmedim… Ağır Yük’te başka bir diyara geçtim. İcadım’daki gibi bir makine mi yaratsak diye düşündüm. Ne güzel olurdu değil mi? Görünürdeki sevgi ve gerçek sevgiyi birbirinden ayırt eden bir makine! Hele Ezgi, ‘Herkesin düşüncesi anlatabildiği kadardır. Sözcükleri, sözleri, paragrafları birleştirmek için emek harcayacağına’ anlatamayacağım kadar çok hilesine sapanlara aldanmamak gerek. Zaten anlatmak istedikleri gerçekten çok olanlar sözleri toplamak değil, elemek derdinde olurlar.” Elasu

İşte yorumların birkaçı böyle. Bundan sonra Zafer Köse’nin her yazdığını okuyacak, onun yeni kitaplarını bekleyecek bir okur kitlesi oluşuyor. Ne mutlu!