Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, pire berber iken, deve tellal iken; herkes demokrasi beşiğini tıngır mıngır sallar iken memleketin birinde adaylar açıklanıvermiş. Vekillik bekleyenlerin çoğu bir de bakmış ki atın önüne et, itin önüne ot konmuş. “Bu nasıl iş?” demeye kalkınca da “Memleketin birliği beraberliği için bu sefer böyle!” cevabını almışlar. Çünkü o memleketin ahalisi bir sabah kalktığında bir de bakmış ki bu dünyada görmeye alıştığı her şey ters yüz olmuş. Sağ elleri sol ellerinin, sol elleri de sağ ellerinin yerine geçmiş. Bu yüzden eskisi gibi sağ elle yazı yazmaya kalkışanlar kağıt üzerine kargacık burgacık şekiller çiziktirebilmiş, sağ elle yemek yemeğe çalışanlar ise kaşıktakini yüzlerine gözlerine bulaştırmışlar. Yollardaki otomobiller sağa sinyal verip sola, sola sinyal verip sağa döner olmuşlar. Bu yüzden trafik kazaları artmış. Kimse yol tariflerinden bir şey anlamaz olmuş. Mesela yol soran birisine sola git dediğinde adam sağa sapıyor, sağa git dediğinde de tersini yapıyormuş. Bunun üzerine akil insanlar toplanmış. “Bu kargaşa böyle devam edemez. Gelin bir çözüm bulalım” demişler. Buldukları ilk çözüm şu olmuş: Madem ki kavramlar birbirine girdi o zaman sağ ve sol kelimelerine yer değiştirtelim. Bu öneri oy birliği ile benimsenmiş ve meydanlara tellallar çıkarılmış. “Ey ahali duyduk duymadık demeyin. Bundan böyle sağa sol denilecek, sola da sağ. İşte bu benim sağ elim.” Tellal böyle diyerek sol elini kaldırmış. “Tamam mı arkadaşlar!” demiş sonra. “Hadi hepimiz şimdi sağ elimizi kaldıralım.” Bir iki oyunbozan hariç ahali sol elini kaldırmış. “Aferin arkadaşlar. Şimdi de sol elinizi kaldırın.” Yine çoğunluk sağ elini kaldırmış. Tellal “Bu yeni düzeni çoğunluk kavradı ama anlamamakta direnen birkaç gerici var aramızda” demiş. “Bunlar akıllanana kadar eskiden sağ olan kollarına sol, eskiden sol olan kollarına da sağ damgaları vurulacak. Toplumun içinde damgalanmış olarak dolaşacaklar. Ne zaman akıllanırlarsa o zaman bu ibareler silinecek.” Kalabalık bu sözleri alkışlamış ve sağa hâlâ sağ, sola da hâlâ sol diyen gericileri nefretle yuhalamış. O gece memlekette şenlik ateşleri yakılmış ve “Yaşasın yeni sağ, yaşasın yeni sol. Eskiler cehenneme!” diye haykırmışlar. Her yere “Artık sol sağdır, sağ da sol – Yaşasın yeni sağ, yaşasın yeni sol” afişleri asılmış. Peki bu masalın sonu ne mi olmuş? Vallahi ben de merak ediyorum; bekleyip görelim bakalım.

NOT: Yazıyı bitirdikten sonra bir gazete haberi gözüme ilişti. Şöyle yazıyordu: “İspanya’da sıra dışı operasyonlara imza atan cerrah Pedro Cavadas, sol eli olmayan bir hastaya sağ elini naklederek bir başka ilginç ameliyat daha yaptı… Bu şaşırtıcı ameliyatta, 40 yıl önce sol elini kaybettikten sonra 3 yıl öncesinde de geçirdiği felç sonucu sağ kolunu kullanamayan 63 yaşındaki hastanın kendi sağ eli, sol koluna nakledildi.” Haberi okuduktan sonra “Bu da bir şey mi sayın Cavadas!” diye düşündüm. “Bizde ne cerrahlar var; bir günde binlerce kişiye yönünü feleğini şaşırtıyorlar.”