Dünya Değişirken – Zülfü Livaneli
‘Her biri cihan parçası’ çocuklarını kaybeden ailelerin acısı hiçbir şeyle ölçülemez.
Yüzden fazla ailenin ocağına ateş düştü.
Anaların yüreklerinden ağıtlar yükseliyor.
Ortada yabancı düşman kuvvetleri de yok.
Bu ülkenin çocukları birbirini öldürüyor.
Gencecik asteğmenin ana – babasını hangi sözle avutabilir, ölene kadar içlerinde duyacakları ateşi nasıl söndürebilirsiniz ki?
Birkaç gündür basındaki köşe yazarı arkadaşlarımı okuyorum.
Hepsi tutuk, üzüntülü, acılı…
Çünkü “kelimelerin kifayetsiz” kaldığı bir noktaya geldik.
***
O zaman kelimeleri bırakıp, Şeref Oğuz‘un, dünkü Milliyet’te yayınlanan haritasına bakalım.
Bu müthiş harita, Türkiye’nin illerindeki gelir durumunu gösterip, dünya ülkeleriyle kıyaslıyor ve ortaya çıkan inanılmaz gerçek, gelir dağılımın ne kadar bozulduğunu gözler önüne seriyor.
Bazı Doğu Anadolu illeri, Birleşmiş Milletler tarafından belirlenen fakirlik sınırında yaşamakta.
Mesela, Ağrı ili, Zambiya ile aynı gelir düzeyinde: Adam başına 514 dolar.
Muş, Zimbabwe’ye eşit: 554 dolar.
Türkiye’nin en yoksul şehirleri, Ağrı, Bingöl, Bitlis, Hakkari, Muş, Bayburt, Iğdır, Ardahan ve Van.
Buna karşılık Orta ve Batı Anadolu ile kıyı şehirleri, Doğu’ya göre daha iyi durumdalar.
Gerçi en zengin ilimiz olan Kocaeli bile, kişi başına 5924 dolarla, ancak Slovenya seviyesine ulaşabiliyor.
Ancak Doğu ve Güneydoğu ile, diğer bölgeler arasındaki gelir uçurumu inanılmaz derinlikte.
***
Ayrıca İstanbul, İzmir, Ankara, Antalya, Adana gibi şehirler aşırı göçün yarattığı nüfus yoğunluğuna rağmen bu yüksek rakamlara ulaşabiliyorlar.
Çünkü İstanbul’da Sakıp Sabancı‘nın servetiyle, kente yeni gelmiş ve yorganı bile olmayan adam, birer kişi olarak ele alınıp, kişi başına gelir düzeyi saptanıyor.
Bunu göz önüne alırsak Türkiye’deki bazı kesimlerin ABD, Japonya düzeyinde gelire sahip olduğu, bazılarının ise Zambiya’nın da altında yaşadığı ortaya çıkar.
***
Diyoruz ki; Ey yetkililer!
İşe bir de bu harita açısından baksanız, haritanın gösterdiği gerçek doğrultusunda, ekonomik ve idari bir reform yapmayı deneseniz, Fransa gibi üniter bir devletin bile uygulamaya soktuğu “bölgesellik” kavramını inceleseniz, nasıl olur acaba?
Bunları yapmaz da işi sadece askere havale ederseniz, ölen bütün çocuklarımızın kanının sorumluluğu size ait olacaktır.
GENERAL
Bu ara başlığa aldanıp da “seyfiye” sınıfından yani askerlerden sözedeceğimi sanmayın.
Bu general başka general.
Milliyet Ekonomi’den öğrendiğime göre 1995 yılında Türkiye’nin gayrisafi milli hasılası, Amerika’nın General Motors şirketinden eksikmiş.
Yani koskoca Türkiye, bir Amerikan otomobil şirketi kadar etmiyor.
General Motors’un yıllık cirosu 168 milyar dolar iken, biz 165 milyar dolarda kalmışız.
Demek ki her şeyi generallere yüklemek yerine, biraz da General Motor’ları düşünmek gerekiyor.
Biz hafta sonları General Evren’in elini öpmek için kuyruğa girerken, Amerika General Motors’la ilgili.
Kim doğru yapıyor dersiniz!
