FADİME, ilk ezanlarla kalktı.

Diyarbakır, yanık müezzin sesleriyle inliyordu.
Fadime'nin ezan sesinden de önce duyduğu tedirginlik, bütün eklemlerinin ağrımasından kaynaklanıyordu. Yıllardır her sabah böyle uyanmaya ve gece boyunca bacaklarına vuran sızıyı tatsız bir arkadaş olarak kabullenmeye alışmıştı.
Alacakaranlıkta yatağın başına koyduğu pazen elbiseyi giydi.
Bir zamanlar lacivert üstüne mavi çiçek desenleri olan ama şimdi rengi ata ata soluk bir mora dönüşmüş olan giysi, yıllardır ikinci bir deri gibi yapışmıştı üstüne.
Kondunun bahçesindeki helanın önünde ibrikten su dökerek elini yüzünü yıkadı.
İçeri girip küçük tüp ocağının üstüne çay suyu koydu.
Bu işleri bitirdikten sonra sıra geldi ailesini uyandırmaya.
Önce kocasını dürttü.
Tarlaları ellerinden gittiğinden beri Salih düzenli bir iş bulamamıştı kendisine.
Tunceli'ye bağlı köyleri güvenlik nedenleriyle boşaltılıp yakılmıştı.
Komşularıyla birlikte yola düşen aile önce Tunceli'deki akrabaların yanına sığınmıştı ama ev ev üstüne olmuyordu işte.
Ev eve sığmıyordu.
Zaten onların da durumu perişandı.
Günün birinde, kendilerini bir kamyonun açık kasasında Diyarbakır'a giderken buldular.
Oradaki akrabaları yardım edecek, başlarını sokacak bir dam verecekti onlara.
O günden beri Salih, her sabah kalkıyor, amele pazarına gidip kendisini beğenip günlük iş verecek birisinin gelmesini bekliyordu.
Daha çok hamallık ve gündelik inşaat ameleliği çıkıyordu.
Bazı günler de kimse yüzüne bakmıyordu Salih'in.
İş bulduğu günlerde eve getirdiği üç - beş kuruş, tüpgaza, ekmeğe, tuza ancak yetiyordu.
Bazen çocuklar da işe yarıyor ve çöplükten buldukları ekmekleri getiriyorlardı eve.
Fadime, on yaşındaki Mustafa'yı kaldırmaya girişti. Çocuk mışıl mışıl uyuyordu.
"Kalk kadasını aldığım" diyerek usulca uyandırdı oğlunu.
Daha küçükleri kaldırmaya gönlü elvermiyordu.

***

AKŞAM çökmüştü.
O gün Salih gündelik iş bulmanın mutluluğuyla dönmüştü eve.
Yer sofrasında bütün aile tarhana çorbasına kaşık sallarken, köyden buyana yanından ayırmadığı küçük transistörlü radyoda haberler okunuyordu.
Salih bir haber üzerine "Bak Fadime!" dedi. "Radyo ne diyor: Bugün kadınların günüymüş. Yani senin günün. Hadi yine işin iş!"
Fadime usulca gülüverdi ve "Bırak herif!" dedi "Kadınlar ne zaman gün gördü ki..."
Sonra akşam karanlığında, toprak bahçeye çıktı.
Leğenin içinde akşam bulaşığını yıkayacaktı.
Radyo kadınlar günüyle ilgili kutlamaları duyurmaya devam ediyordu.

E mail: livaneli@milliyet.com.tr