GÖRDÜNÜZ; Habitat dolayısıyla İstanbul'a
gelen hiçbir devlet başkanı, hiçbir önemli
şahsiyet Fidel Castro'nun estirdiği rüzgarın
yanına bile yaklaşamadı.
Ne Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, ne birçok
ülkenin Cumhurbaşkanı... Varsa yoksa Fidel!
Bu durum sadece bize özgü değil.
Fidel Castro, New York'tan Moskova'ya kadar
gittiği her yerde fırtına estiriyor ve herkesi gölgede
bırakıyor.
İyi ama bu normal mi?
Koskoca ülkelerin başkanları dururken, niye in-
sanlar küçücük bir Karayip adasının garip lideriyle
ilgileniyorlar?
Bunun sırrı ne?
***
ÇÜNKÜ Fidel yüzyılımızın kahramanlarından
birisi.
Çünkü Fidel efsane lider Comandante Che Gue-
vara'nın arkadaşı.
Çünkü Fidel halkının hala Fidel diyerek ön is-
miyle seslendiği bir devlet başkanı.
Çünkü Fidel... saymakla bitmez!
***
CASTRO'yu televizyonda izlediniz mi?
Atatürk havalimanına iner inmez kendisine Türkiye
izlenimlerini soranlara, hiç duraksamadan "Gabriel
Garcia Marquez'in romanlarındaki gibi bir düş" di-
yor.
İşte Fidel'i Fidel yapan en önemli özellik de bu:
O bir ihtilalci, bir devlet başkanı ve bir entellektüel.
Bu yüzden şiirle iktidarı birleştirenlere özgü bir
karizması var.
Şiir derin bir gerçekliktir ama etkisi uzun vadeli-
dir, kısa dönemde güçsüzdür.
İktidar ise güçlü ama yüzeysel.
Bu yüzden şiirin derinliğiyle, iktidarın geçici gü-
cünü birleştirebilenler yıldızlaşıyor.
***
BİR Türk devlet başkanının aynı şeyi yaptığını
düşünebiliyor musunuz?
Mesela Havana'ya iner inmez sorulan soruları
"Burası bana, Yaşar Kemal'in Demirciler Çarşısı Ci-
nayeti'ndeki atmosferi çağrıştırdı" diye cevaplıyor.
Ya da denize bakıp "Sait Faik'in denizlerine ben-
ziyor!" diye mırıldanıyor.
Ya da Azerbaycan'a petrol görüşmesi için gitti-
ğinde Nazım Hikmet'in Bahr - i Hazer şiirinden di-
zeler dökülüyor dudaklarından.
Şimdi bazı kişilerin "İyi ama devlet işi ayrı, ede-
biyat ayrı!" dediğini duyar gibi oluyorum.
Doğrudur!
Devlet yönetimi ciddi bir iştir, bu yüzden edebi-
yat sanat gibi hafifliklerle uğraşmayan Türklere e-
manet edilmiştir.
Ve kusura bakmayın ama işte bu yüzden nal top-
lar dururuz!
Mustafa Kemal hariç, Ankara'nın bütün ciddi a-
damları, Fidel'in gölgesi kadar ilgi uyandırmaz
dünyada.
Mustafa Kemal de zaten "nevi şahsına münhasır"
bir büyük adam ve yaşamını şiir gibi savurmuş bir
ihtilalci değil miydi?
***
FİDEL'i büyük yapan öğelerden biri de "inanmış
adam" oluşu.
Fidel, "sadık" demektir.
Ve Fidel ideolojisine sadık kalmıştır.
Nazım'ın Mehmet Akif için yazdığı dizeleri ha-
tırlayın: "Akif inanmış adam, Akif büyük adam!"
Oldum olası inanmış adamları severim.
Çünkü iç dünyaları zengin ve namusludur.
***
İŞTE Fidel Castro'nun Moncada Kışlası'ndan,
Taşkışla'ya uzanan serüveninden çizgiler.
Che Guevara, ölmeden önce ana - babasına
gönderdiği bir mektupta, "Bacaklarımın altında Ro-
sinante'nin sağrılarını hissediyorum" diyordu.
Rosinante, bildiğiniz gibi Don Kişot'un ünlü atıy-
dı.
Che'nin ölüsü ve Fidel'in dirisi, hep Rosinan-
te'nin üstünde kalmaya devam ettiler.
Hem de savaştıkları şeyler, sadece yel değirmen-
leri değildi.
