24 saat haber peşinde koşan ve olup biten her şeyden haberdar olmak için çırpınan sevgili Fikret Bila, son haftayı en önemli haber konusunu duymadan geçirdi.

Çünkü haber, kendisiydi. Ve gazete manşetlerinde duyurulan ayrıntıları bilmeden, öylece yatıyordu hastane yatağında.

Eminim ki, iyileştiği zaman, geçmiş gazeteleri toplayıp hepsini inceden inceye okuyacak.

Sevgili dostu Derya Sazak'ın onun için titreyen yüreğinin çırpınışını duyacak, onu bunca seven dostlarının yazılarını okurken her şeyden habersiz yattığı günleri bir daha anacak.

***

YARIN Fikret'i bir kez daha ameliyat edecekler.

Ama kendisinin haberi yok. Çünkü sürekli uyku halinde tutuluyor.

Konusunun en yetkin isimlerinden Cengiz Kuday'ın ihtimamlı ellerine teslim olmuş durumda.

Yaşamındaki bu büyük kırılma noktasını atlattıktan sonra yepyeni bir yaşama başlayacak.

Adeta Fikret'in ikinci yaşamı olacak bu.

Her şeyi kazadan öncesi ve sonrası diye ayıracak ve Balkanlar'daki o meşum karayolunu ömrünün miladı olarak hatırlayacak.

***

FİKRET ayılıp da ayrıntıları öğrenince ne düşünecek acaba?

"Neden ben?" sorusu mu çöreklenecak zihnine?

Başına bir felaket gelen herkesin sorduğu o ünlü soru: "Neden ben? Niye bir başkası değil de ben?"

Bu soru edebiyatçıları epey uğraştırmıştır.

Borodino Savaşı'nda yaralanan Prens Andrej, savaş alanında sırtüstü yatarken gözlerini uçsuz bucaksız Rus gökyüzüne diker ve yaralananın sızısını hissederek düşünür: "Neden ben? Annesinin onca sevdiği ve bir bir ihtimamla baktığı ben?"

Bu sorunun hiçbir cevabı yoktur.

Tolstoy da cevap verememiştir zaten.

Ama insanların bilinçaltı, kazaları, hastalıkları, ölümleri bir rastlantı olarak kabul etmeye hazır değildir henüz.

Bunları ilahi bir ceza olarak görür ve sebebini aramaya başlar.

"Neden ben?" sorusu "ben" denilen bilmecenin en yoğun olarak yaşandığı anıdır ve benlik bilinci insanın bütün varlığını kaplar.

Çünkü "ben" tehlikeye girmiştir ve bütün canlılar gibi yok olmaya karşı tepki göstermektedir.

***

NE var ki Cengiz Kuday'ın ihtiyatlı açıklamaları bile içimizi rahatlatıyor ve bu sevgili dostumuzu yitirmeyeceğimize inanıyoruz.

Fikret'in ikinci yaşamı da birincisi gibi dostlukla, sevecenlikle, onurla, alçakgönüllülükle örülecek.

Onu hastaneden çıkaracağımız günü dört gözle bekliyor ve cehennem azabı çeken ailesine sabır diliyoruz.