Delikanlı heyecanları ve delişmen atakla-
rı geride bırakıp olgunluk dönemine gi-
ren insanlar gibi, demokrasiler de ol-
gunlaşabiliyor.
Hatalar, aşırı tepkiler, yanlış kararlar ve ne-
densiz duygusallıklarla örselenen yıllardan sonra,
huzur dolu limanlara sokabiliyorlar gemilerini.
İnsanlar gibi demokrasiler de doğruyu, yan-
lış yapa yapa öğreniyor.

★★★

Türkiye demokrasisi gelişiyor mu dersiniz?
Galiba böyle belirtiler var ortalıkta.
Bunların en önemlisi de ülkenin başını her
zaman derde sokan cumhurbaşkanı seçiminin,
sakin ve ılıman bir iklimde yapılıyor oluşu.
Parlamento uygar bir yarışla yeni cumhur-
başkanını seçiyor.
Kavgacı milletvekillerinin geceyarısı gösteri-
si bile lekelemeye yetmiyor bu oluşumu.
Geçmişte ülkeyi darbelere sürüklemiş olan
bir konuda, parlamentonun çoğunluğu bir hu-
kuk adamına güven gösteriyor.
Avrupa Birliği'ne uyumlanma sürecindeki
Türkiye gemisine, bu işi başarabilecek demok-
rat bir hukukçuyu kaptan olarak seçme sağdu-
yusunda birleşiyor.

★★★

yrıca koalisyon hükümetlerine de alışıyoruz.
Birbirlerine hiç benzemeyen partiler, bir
ekonomik istikrar programını sıkı sıkı uygulama
konusunda anlaşabiliyorlar.
Az şey değil bunlar.
Hatalar, eksiklikler, anayasayı ihlal girişimle-
ri, insan hakları sorunları, yolsuzluklar yok mu?
Var elbette.
Ama ben süreçten ve eğilimlerden sözedi-
yorum.
Galiba zaman, koşullar, dış dünya ve
kollektif bilinçaltımız Türkiye'yi akıl bur-
cuna taşıyor.

★★★

u noktaya sınama yanılma yöntemiyle
Bgeldikt
Eğer demokrasimiz üç kez kundaklanma-
saydı daha da çabuk varabilirdik.
Bu cümledeki kundak, bebek kundağı anla-
mında kullanılmıştır ve ilginç bir gözleme da-
yanmaktadır.
Bakın anlatayım!
Bir komşumuz vardı. Anadolu köylerinden
genç bir kızı evlatlık olarak almışlardı ama kızca-
ğızın bir sorunuyla başedemiyorlardı bir türlü.
Kız çevresindeki herşeyi yıkıp deviriyordu. Ma-
saya tabak götürürken bardakları deviriyor,
mutfağa giderken sehpaya, sandalyeye, televiz-
yona çarpıyordu.
Çevresi ile doğru bir mesafe ilişkisi kuramı-
yordu beyni.
Kızı doktora götürdüler, derdine çare bulma-
ya çalıştılar ama nafile... Hiçbiri işe yaramadı.
Sonra bir gün laf arasında kızın yedi yaşına
kadar kundaklanmış olduğunu öğrendiler.
O köyün adeti öyleymiş. Çocuklara bir zarar
gelmesin diye yıllar boyunca kundağa sararlarmış.
Bu yüzden kızcağız büyüme döneminde,
çevresi ile sağlıklı bir ilişki kuramamış. Diğer ço-
cukların yaptığı gibi oraya buraya çarpa çarpa
mesafesini ayarlama imkanı olmamış. Büyüyen
elini kolunu nasıl idare etmesi gerektiğini öğre-
nememiş.
Çünkü birileri -yine kendi çıkarı için- koru-
muş onu.
İşte bizim demokrasimiz de bir türlü hata
yapma fırsatı bulamadı. İlk tökezlemesinde
kundaklandı, sıkı sıkı bağlandı ve bu yüzden
emekleme, yürüme, koşma evrelerini sağlıklı bir
biçimde tamamlayamadı.
Acaba bu kundak gevşiyor mu şimdi?
Türkiye demokrasisi hata yapma ve bunu
düzeltme olanağına kavuşuyor mu?
Sanırım öyle.